L - (LA-LYON)

Cumartesi, 20 Ekim 2012 21:26 Site Yönetimi
Yazdır

LA:Başına eklendiği sözcüğü olumsuz yapan Arapça önek.

LA:Lantanın simgesi.

LAAKAL:Eski dilde en azından, asgari.

LAB:Deterjanlara belirli oranda katılan bir madde.

LABA (LABADA): Ege bölgesinde Bafa Gölünün güneyinde bir dağ.

LABA:Antalya yöresine özgü,kaburga eti ve pirinçle yapılan bir yemek.

LABADA:Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.Yaprakları sebze olarak yenen bir bitki.

LABEL:Bir ürünün kalitesini garanti eden işaret.

LABİRENT:Çıkış yeri kolaylıkla bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı.

LABİS:Eski dilde giyen,giyinmiş.

LABNE: Hiç tuzu olmayan yumuşak krem peynir.Daha çok tatlılarda ve pastacılıkta kullanılır.

LABO: Hasır taklidi kağıt ya da kenevir lifinden dokuma.

LABORANT:Araştırmalarda,laboratuar deneylerinde yardımcı olarak çalıştırılan kimse.

LABRANDA: Muğla’nın Milas ilçesinde antik bir kent.

LABROS:Lapina balığının büyüğü.

LABUNYA:Yapımı tamamlanmış deri bir eşyanın kırışıklarını gidermeye yarayan ve ısıtılarak kullanılan alet.

LACEREM:Şüphesiz,elbette anlamında bir sözcük. Mutlaka.

LACROSSE: İki takım arasında uzun saplı raketlerle oynanan bir top oyunu.

LAÇIN (LAÇİN): Bar türü türkülü bir halk oyunu.

LAÇİN: Beyaz benekleri olan ayakları ve gagası kırmızı bir cins doğan.Atmaca.

LAÇİN:Çıkılması güç kayalık yer.Yalçın.

LAÇKA: İşlemez duruma gelmiş,düzensiz şeyler için söylenir.

LAÇKA:Gemi halatının gevşetilip boşa bırakılması.

LAÇO: Argo’ da genç ve yakışıklı erkeğe verilen ad.

LADANG:Endonezya’da yakılarak açılmış tarlalarda yapılan göçebe tarımı.

LADEN: Akdeniz ülkelerinde yetişen tüylü ve genellikle yapışkan yapraklı,beyaz,kırmızı veya pembe çiçekli olan,reçinesi hekimlikte ve rastık olarak kullanılan bir ağaççık.

LADİK: Konya’nın Sarayönü ilçesinde dokunan tanınmış bir halı.

LADİK: Samsun’un bir ilçesi.

LADİN:Çamgillerden,50-60 m kadar yükseklikte olan,düz gövdeli,kozalağı aşağıya doğru sarkık,kerestesi ve reçinesi çok beğenilen,çam türüne çok yakın orman ağacı.

LADİNGOLAR: Çoğunluğunu İspanyol kökenlilerin oluşturduğu Avrupalılaşmış Orta Amerikalılara verilen ad.

LADİNİ:Din dışı.

LADİNO: Yahudi İspanyolcası.

LADOGA:Avrupa’nın en büyük gölü.

LADURİ:Ege yöresine özgü,et suyu ve unla yapılan bir çorba.

LAEDRİ:Bilmiyorum anlamında kime ait olduğu bilinmeyen şiirlerin altına yazılan bir sözcük. Yazarı bilinmeyen,anonim.

LAEDRİYE : Bilinemezcilik.

LAERTES: Yunan mitolojisinde Odisseus’un babası.

LAFAZAN: Geveze.

LAFIZ:Yasanın sözle anlatmak,bildirmek istediği anlam.

LAG:Latife,şaka.

LAGANİA: Beypazarı’nın eski adı.

LAGAR: Hareketleri yavaş olan uyuşuk kimse.

LAGAR:Zayıf,çelimsiz,etsiz.

LAGARİHASANÇELEBİ: Uçmayı başaran ve 17. Asırda yaşayan Türk.

LAGER: Bir cins Alman birası.

LAGİNA: Muğla’nın Yatağan ilçesinde Karia halkının kutsal kenti.

LAGOS:Kaya hanisi.

LAGÜN: Açık denizden bir kum setiyle ayrılmış yada kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini almış sığ koy yada körfez,kıyı gölü,deniz kulağı.

LAĞ: Küçük teknelerde kullanılan hasır yelken.

LAĞAR:Doğal olarak böğürleri kalçalara doğru daralan at için kullanılan sözcük.

LAĞIM: Bir yerleşim merkezinde atık suları uygun bir yere akıtan ya da arıtma merkezine taşıyan yeraltında açılmış kanal.

LAĞIM: Kuşatma savaşlarında gedik açarak surları ve kuleleri yıkmaya yarayan yer altı galerileri.Osmanlı ordusunda yeraltında yollar açanlara lağımcı denirdi.

LAHANA:Turpgillerden,güz ve kış sebzesi olarak yetiştirilen ve birçok türü olan bitki.Kelem.

LAHAR: Yanardağ yamacından akan çamurlu akıntı.

LAHEY: Hollanda’nın idari başkenti.

LAHİKA:Ek.

LAHİM: Et yiyen,etçil.

LAHİT:Kenarları kagir,üstü kapak taşlarıyla örtülü, taş veya mermerden oyma süslü mezar.

LAHM:Eski dilde et.

LAHMACUN:Üstüne kıyma,kıyılmış soğan ve baharat konularak fırında pişirilen pide.

LAHO:Trabzon ve Rize yöresinde mezgit balığına verilen ad.

LAHOS:Hanigillerden,Akdeniz ve Ege’de yaşayan lezzetli bir balık. Girida.

LAHURAKİ: Lahor şalına benzer biçimde dokunmuş bir tür yünlü kumaş.

LAHURİ:Lahor şalı.

LAHUT:Tanrı alemi.

LAHUTİ :Tanrısal.İlahi.

LAİ: Özellikle 12. ve 13. yüzyılda Fransa’da geliştirilmiş Ortaçağ şiir ve müzik biçimi. Orta çağdaki Breton saz şairlerinin aracılığıyla ortaya çıkan,biri anlatımsal,diğeri de lirik iki şiir türünün adı.

LAİKA:Yunan müziğinde bir tür .

LAİM: Aşağı gören,ayıplayan.

LAİN:Melun , kovulmuş,lanetlenmiş, istenmeyen.

LAK:Çeşitli ağaçlardan elde edilerek cilacılıkta kullanılan bir tür zamk. Tahta cilası. Uzakdoğu’da yetişen Amerikan elmasından çıkarılan bir tür zamk,reçine.Vernik.

LAK:Malatya yöresinde kayısı kurusuna verilen ad.

LAKA:Bir cins reçine.Tahta cilası.

LAKABİ:On ikinci yüzyılda Selçuklular döneminde İran’ın Kaşan kentinde üretilen bir tür seramik.

LAKAH: Hurma,incir gibi bazı meyve ağaçlarının erkeğinden dişisine yapılan aşı.

LAKAYT:Kayıtsız,ilgisiz.

LAKE:Bir cins reçine kullanılarak cilalanmış mobilyalar için kullanılan sözcük.

LAKERDA:Palamut,torik gibi balıklardan dilim dilim kesilerek yapılan salamura.

LAKİTE: Sokağa atılmış kız çocuk.

LAKLAKA:Gereksiz, anlamsız, boş söz.

LAKLAR: Kuzey Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk.

LAKNUR: Sakarya yöresine özgü ısırganlı börek.

LAKONİK:Vecize,kısa ve özlü söz.

LAKRİMAL:Gözyaşı ile ilgili.

LAKSMİ:Hinduizm’de servet ve iyi talih tanrıçası.Tanrı Vişnunun karısı.

LAKTAZ: Süt şekerini üzüm şekerine çeviren bir bağırsak enzimi.

LAKTİK: Süt asidi.

LAKTOZ:Sütteki ve süt ürünlerindeki şeker.

LAL: Dili tutulmuş,konuşamaz hale gelmiş.

LAL: Kırmızı şarap.

LAL: Yakut gibi değerli taşlardan sayılan parlak kırmızı renkte,billurlaşmış,saydam bir alüminyum oksidi.

LAL:Samit de denilen ve sözsüz oynanan köy seyirlik oyunlarının genel adı.

LAL:Sevgilinin dudağı.

LALA: Çocuğun eğitim ve öğretimiyle ilgili erkek bakıcı.

LALA: Padişahların sadrazamlara hitap için kullandıkları söz.

LALADAŞ:Osmanlı sarayında bir lalanın yönetimi altındaki acemilerin birbirine hitap biçimi.

LALAHAN :Ankara’nın Elmadağ ilçesine bağlı bir belde.

LALANGA:Yağda kızartılarak,üzerine şeker yada şerbet dökülen bir hamur tatlısı.

LALE: Ağır hapis mahkumlarının boynuna geçirilen demir halka.

LALE:Meyve koparmak için ucuna üçlü yada dörtlü bir çatal geçirilmiş sırık.

LALE:Zambakgillerden,yaprakları uzun ve mızraksı,çiçekleri kadeh biçiminde,türlü renkte bir süs bitkisi.

LALEHATUN: Kocasının ölümünden sonra Kirman’da hüküm süren Kutluğhanlar devletinin başına geçen Türk kadın hükümdar ve şair.

LALESAR:Sığırcık.

LALEŞ:Irak’ın Musul kenti yakınında Yezidiler tarafından kutsal sayılan vadi.

LALEZAR:Bursa yöresine özgü,püre haline getirilmiş patatesle yapılan bir tür salata.

LALEZAR:Lale bahçesi.

LALİN:Eski dilde kırmızı renkli olan.

LALİNA:Büyük Okyanus’ta görülen ve dünya iklimi üzerinde büyük etkisi olan deniz akıntısı.

LALİTA: Bir tür tatlı.

LALOFOBİ: Kekeleyeceği veya telaffuz hatası yapacağı endişesiyle konuşmaktan korkma.

LALOPATOLOJİ: Konuşma bozukluklarının tanı ve tedavisiyle ilgili tıp dalı.

LALOTO: Doğu Karadeniz yöresine özgü,mısır ununa çeşitli sebzeler karıştırılarak yapılan ve lames de denilen bir ekmek.

LAM: Dar,çok ince metal parça.

LAM:Ebcet hesabında otuz sayısının adı.

LAMA :Amerikan devesi.

LAMA:Yassı ve dar biçimli metal parça

LAMAİZM: Tibet Budizm’inde oluşan hiyerarşik düzen.

LAMAS : Akdeniz bölgesinde limonlu da denilen bir çay.

LAMAS: Yerli bir limon cinsi.

LAMBA: İdare kandili.

LAMBA:Kapı, pencere ya da kapak kenarlarına açılan dik açılı girinti.

LAMBADA: Brezilya kökenli bir dans ve müzik.

LAMBASA:Yelkenli gemilerde,serenin aşınmaması için direğe vurulan tiriz.

LAMBRİ:Bir yapının iç duvar kaplaması.

LAME:Dokusunda çoğunlukla altın yada gümüş renginde tel bulunan kumaş Maden parlaklığı verilmiş deri veya kumaş,simli kumaş.

LAMEKAN : Mekansız.

LAMELİF: Asaf Halet Çelebi’nin bir kitabı.

LAMELİF:Çapraz,dolaşık yol. Dolambaçlı, eğri büğrü, çapraşık.

LAMENTU:Korsikalıların cenaze töreni şarkısı.

LAMES: Doğu Karadeniz yöresine özgü,laloto da denilen ve mısır ununa çeşitli sebzeler karıştırılarak yapılan bir tür ekmek.

LAMETLER: Laos’ta yaşayan bir halk.

LAMİ: Parıldayan,parlak.

LAMİA: Yunan mitolojisinde,Zeus’la seviştiğinden ötürü Hera’nın kıskançlığına uğrayarak canavarlaşan kız.

LAMİNARYA:Bütün denizlerde yetişen,emici köklerle kayalara tutunan,uzun şeritler durumunda bir deniz yosunu.

LAMİNAT:Mobilyacılıkta dış yüzeylerin kaplanmasında kullanılan,dış etkenlere dayanıklı plastik bir malzeme.Yapay reçine çözeltisi emdirilmiş kağıtların üst üste konup sıkıştırılmasıyla elde edilen gereç.

LAMİSE:Duyarga, dokunma duyusu.

LAMORGUE :Serbest düzenin yaratıcılarından olan sembolist Fransız şairi.

LAMPANT: Duru.

LAMPARO: Fenerle balık avında kullanılan lamba.

LAMPARO:Edirne’nin Enez ilçesinde bir göl.

LAMPASA:Uzun ve yırtmaçlı bir tür etek.

LAN (Local Area Network) : Yerel bilgisayar ağı anlamında kullanılan kısaltma.

LAN:Eski dilde lanet sözü.

LAN:İsveç’te 26’ya bölünmüş olan idari bölümlerden her biri.

LANARKİT: Hidratlı doğal kurşun sülfat.

LAND:Almanya’da eyalet anlamında kullanılan sözcük.

LANDA: Geminin ana çarmıklarını bordaya bağlayan demir kollardan her biri.

LANDO (LANDON):Dört tekerlekli, içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan üstü açılıp kapanabilen çift körüklü at arabası,geniş fayton.

LANDÖŞE: Pastane kurabiyesi de denilen ve torba içine konulup sıkıştırılarak yapılan bir tür kurabiye.

LANE:Eski dilde yuva. Kuş yuvası.

LANGIRT: Dikdörtgen biçimli masa üzerinde oynanan minyatür futbol oyunu.Masa üzerindeki türlü aletleri yönetmek yoluyla küçük bilyeleri belirli deliklere sokmak veya bu deliklere girmesini önlemek amacına dayanan oyun.

LANGUR:Hindistan’da yaşayan bir maymun türü.

LANGUST :Kabuklulardan,makasları olmaması,duyargalarının daha uzun ve güçlü olmasıyla ıstakozdan ayrılan,eti için avlanan bir deniz hayvanı.

LANİNA: Okyanusta görülen ve dünya iklimi üzerinde büyük etkisi olan deniz akıntısı.

LANİSTA: Dövüşler için gladyatör yetiştiren,kiraya veren ya da satan kimse.

LANOLİN:Yapağıdan elde edilen,eczacılıkta ve parfümeride kullanılan sarımtırak renkte bir yağ.

LANSE:İleri atılmış,ortaya çıkarılmış. Takdim etme.

LANSMAN: Tanıtma,ortaya çıkarma,ileri sürme.

LANTANİT: Azrak (az bulunur,nadir) toprak elementlerine verilen genel ad.

LANUGO: Çocuklarda ve kadınlarda görülen çok yumuşak tüy;ayva tüyü.

LAO:Laos ve Tayland’da konuşulan bir dil.

LAOLAR:Laos ve Tayland nüfusunun çoğunluğunu oluşturan halk.

LAOZİ:Çin’de Taoculuğun kurucusu.

LAP:Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad.

LAP:Lenf düğümlerindeki büyümeler ve değişiklikler.

LAPA: Keten tohumu ve benzeri bitkilerin kaynatılmasıyla elde edilen,sıcak olarak tülbent içinde vücuda dıştan uygulanan ilaç.

LAPA: Nişastalı tanelerin suyla kaynatılarak bulamaç kıvamına getirilmiş durumu.

LAPACI:Vücutça toplu olmasına karşın direnci az olan.

LAPARATOMİ:Karnın açılması.

LAPAROSKOPİ: Karın duvarında yapılan ufak bir kesikten sokulan aletle karın boşluğunun görsel olarak incelenmesine olanak veren işlem.Karın zarı boşluğunun ışıklı bir aygıtla gözlenmesi ve ameliyatı.

LAPAS:Hayvanların bağlandığı gölgelik.

LAPAZ:Bolivya’nın başkenti.

LAPAZAN : Trabzon ilinde bir yayla.

LAPÇIN:Tabanı meşinden yapılmış düz mest , edik,takunya.

LAPİLLİ:Yanardağlardan fırlayan parça.

LAPİNA: Ilıman ve tropik denizlerin kıyılarında ,kayalık kıyılarda , sığ sularda yaşayan 25-35 cm uzunluğunda kırmızı benekli,mavi veya yeşil bir balık. Çil balığı.

LAPİS: Gök mavisi renginde değerli taş.

LAPTOP: Dizüstü bilgisayar.

LAPYA: Karstik kayaçlardaki küçük kanalcıklar.

LAR: Libya’nın plaka işareti.

LAR:Roma mitolojisinde,aile ocağının koruyucu tanrısı.

LARAN:Etrüsklerde savaş tanrısı.

LARENDE:Karaman kentinin eski adı.

LARENJİT:Gırtlaktaki aşırı ve süreğen iltihap.

LARGETTO:Bir parçanın largo’dan daha çabuk ve hafif çalınacağını anlatan müzik terimi.

LARGO:Bir parçanın ağır ve görkemli çalınacağını veya söyleneceğini anlatan müzik terimi.

LARİ:Gürcistan’ın para birimi.

LARİSSA:İzmir’in Menemen ilçesinde antik bir kent.

LARMO: Denizcilikte,üzerine flok yelkenlerinin çekildiği sabit donanımlı tel halatlar.

LARP:Ansızın ve güçlü bir biçimde.

LARSA:Eski Babil başkentlerinden biri.

LARVA: Kurtçuk.

LAS: Biçilmiş otlardan yapılmış ot dizisi.

LASER:Dört beş metre boyunda ve tek kişilik bir spor yelkenlisi.

LASKİNE: İskambil kağıtlarıyla oynanan bir çeşit oyun.

LASO:Güney Amerika’da yaban hayvanlarını yakalamakta kullanılan kement.

LASTA:Bir geminin alabildiği yük miktarı (Kuzey Avrupa’da kullanılan 200 kg’a yakın gemi yüklerine ve büyük miktarda ticaret mallarına değer biçmeye yarayan kütle ölçü birimi).

LASTARYA: Bir çeşit iri karalahana.

LASTEKS:Lastik,ipek,pamuk veya yün karışımı yapay bir kumaş türü.

LASTİKOTİN: İnce iplikle çok sıkı dokunmuş bir tür yünlü kumaş.

LAŞE:Gemi enkazı, batık.

LAŞE:Leş.

LAT: Müslümanlık öncesi Kabe’de bulunan üç puttan biri.

LAT:Letonya’nın para birimi.

LATA: Yapıda kullanılan dar,uzun ve kalın tahta.

LATA:Osmanlılarda ilmiyenin giydiği bir tür üstlük.

LATANYA:Bazı türleri evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilen,bazı türlerinden de dokumalık iplik elde edilen bir tür palmiye.

LATEKS:Kauçuk ağacının ve bazı bitkilerin genellikle süt görünümünde olan öz suyu.

LATERİT:Sıcak nemli iklimlerde oluşan,parlak kırmızı yada kahverengiye çalan kırmızı renkli,demir oksit ve alüminyum bakımından zengin toprak.

LATERNA:Kolu çevrilerek çalınan,sandık biçiminde bir tür org.

LATES : Afrika ve Hindistan’ın tatlı sularında yaşayan, eti lezzetli bir balık. Nil levreği de denilen iri bir balık.

LATİ:Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu doğramacılıkta kullanılan bir ağaç.

LATİF: Hoş ve ince bir güzelliği olan.Yumuşak.

LATİFİ:Kendi dönemine değin gelen şairleri anlattığı tezkiresiyle tanınan XVI. Yüzyıl Osmanlı yazar ve şair.

LATİFUNDİA: İlkel yöntemlerle ve düşük verimle işletilen geniş tarım alanları.

LATİLOKUM :Lokuma verilen bir ad.

LATİN:İtalya’da yaşamış antik halk.

LATİNO : ABD’de Latin kökenli göçmen işçilere verilen ad.

LATMOS: Ege bölgesindeki Beşparmak Dağı’nın antik dönemlerdeki adı.

LAURA: İtalyan şair Petrarca’nın,yaklaşık yirmi yıl boyunca yazdığı aşk şiirlerine konu olmuş sevgilisi.

LAURA: Yemeklik bir patates cinsi.

LAURA:Otto Preminger’in “Kanlı Gölge” olarak da bilinen ünlü filmi.

LAV: Püskürtü.

LAVA: Kazak süvari birliği.

LAVA:Herhangi bir yana yanaşmış filikanın kürek çekmeksizin ilerlemesi için verilen emir.Denizcilikte çekip kaldırma,yısa etme.

LAVAJ:Tıpta,bir organı su vererek yıkayıp temizleme.

LAVALİYER:Çift halkalı bir düğümle bağlanan ve iki kanadı serbestçe sarkan geniş kravat.

LAVANTA:Ballıbabagillerden,mavi veya mor renkli çiçekleri koku sanayinde kullanılan bir bitki.

LAVAŞ :Mayalı hamurdan tandırda pişirilerek yapılan ve yapıldığı yere göre büyüklüğü değişen ince ekmek türü. İnce pide.Yassı,yumuşak ekmek.

LAVAŞA:Yassı gümüş külçesi.

LAVDANOM:Eskiden kullanılan ve içinde afyon bulunan sulu bir ilaç.

LAVİ :Geniş bir yüzeyin sulandırılmış mürekkep,kurum boyası yada suluboyayla hiç fırça izi kalmayacak biçimde boyanarak örtülmesi.

LAVİ: Bir resmi sulandırılmış renklerle boyama ya da gölgeleme biçimi ve bu yolla elde edilen yapıt.

LAVMAN: Kalın bağırsağı anüs yoluyla su fışkırtarak yıkama ve bu işte kullanılan alet.

LAVRA:Denizcilikte,kandilisaların donatılması için çubukların üzerine açılan dikdörtgen biçimindeki bastika.

LAVTA:Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan aygıt. Erkek doğum hekimi.

LAVTA:Mızrapla çalınan,gövdesi çınar,kapağı köknar ağacından yapılan küçük telli bir çalgı.

LAVUK:Argo’da adam,herif anlamında bir sözcük.

LAY:Çamur,cıvık.

LAYEMUT:Ölümsüz , ölmez.

LAYİHA :Herhangi bir konuda bir görüş ve düşünceyi bildiren yazı. Tasarı.

LAYKA(LAİKA):Orta boy ve irilikteki Sibirya av köpeği. Uzaya gönderilen ilk canlı olan köpek.

LAYTER:Kıyıdan açıkta bulunan gemilerin yüklemesinde ve boşaltılmasında kullanılan,genellikle altı düz,sığ su teknesi.

LAYTMOTİF:Genellikle operalarda bazen da senfonik şiirlerde sık sık yinelenen küçük melodi parçası.

LAZ: Karadeniz’in doğusunda yaşayan halka verilen ad.

LAZA:Bal koymaya yarayan tekne.

LAZANYA: Kat kat dizilmiş geniş hamur şeritlerinden oluşan bir tür İtalyan hamur işi. İtalyan mutfağına özgü bir cins makarna yemeği.

LAZAR:Öldükten sonra İsa tarafından diriltildiğine inanılan adam (Marksist terminolojide toplumun en düşkün kesimine onun adı verilir).

LAZARETO:Bir limanda,bulaşıcı hastalıklar bulunan bir ülkeden gelmiş bir gemideki insanların karantinaya alındıkları bina.

LAZER:Küçük bir alan üzerine odaklanmış yoğun ışık kaynağı.Fotonların girişken doğalarının açığa çıktığı ışık kaynağı.

LAZİME: Yapılması gerekli olan şey.

LAZKİRAZI:Doğu Karadeniz yöresinde yetişen ve karayemiş de denilen bir meyve.

LAZKİYE:Sedir ağacı dumanı ile kurutulan,Suriye kökenli Şark tipi bir tütün türü.

LAZOT:Halk dilinde mısır.

LB:Liberya’nın plaka işareti.

LCV: Davetiyelerde,Lütfen Cevap Verin cümlesinin kısaltması.

LE :Vietnam krallık hanedanı.

LEA:Yakup peygamberin ilk karısı ve İsrail’in 12 kabilesinden beşinin geleneksel anası.

LEAL:İnciler.

LEAMET : Alçaklık, bayağılık.

LEANDROS:Yunan mitolojisinde,sevgilisi Hera’yı görmek için Çanakkale boğazını geçerken boğularak ölen kahraman.

LEAR: Kelt mitolojisinde deniz tanrısı.

LEASİNG:Taşınır ya da taşınmaz bir malın belirli bir süre sonunda tek taraflı bir satış vaadiyle kiraya verilmesi.

LEB:Eski dilde dudak.

LEBALEB:Ağzına kadar dolu,silme.

LEBBEYK:Buyurun efendim,emredin anlamında bir seslenme sözü.

LEBENİYE:Diyarbakır yöresine özgü,bir tür yoğurt çorbası.

LEBİB:Akıllı,zeki.

LEBİBE:Eski dilde akıllı.

LEBİSTES:Bir akvaryum balığı.

LEBLEBİ: Dış kabuğu çıkarıldıktan sonra kavrulmuş nohut.

LEÇE:Donmuş lav akıntılarıyla kaplı alan.

LEÇE:Taşlı tarla.

LEÇEK:Baş örtüsü,yün atkı.

LEÇER:Kıl elek.

LED :Minik ampul. Diyotlu aydınlatma yönteminin kısa yazılışı.

LEDA:Yunan mitolojisinde,kuğu kılığına giren Zeus’la karşılaşması bir çok sanatçıya esin kaynağı olmuş ünlü kadın.

LEDAN:Arının kovandaki yarıkları kapatmak için salgıladığı siyah ve koyu sıvı.

LEDRAİ: Kıbrıs’ın kuzey kıyısında antik bir kent.

LEDRO: İtalya’da bir göl.

LEDÜN:Tanrı katı.

LEDÜNNİ:İlahi sırlarla ilgili olan.

LEF: Mayakovski’nin başını çektiği eski Sovyet edebiyat grubu.

LEGAL: Yasal.

LEGATO:Bir parçanın notalarının,ara vermeden birbirine bağlanarak söyleneceğini veya çalınacağını belirten müzik terimi.

LEGATUS:Papanın resmi temsilcisi.

LEGO: Çeşitli parçaların birleştirilmesiyle değişik şekillerin elde edildiği bir oyun.

LEGORN:Yumurta verimi çok,genellikle beyaz tüylü bir tavuk ırkı.

LEĞEN: Madenden ve seramikten yapılan geniş ağızlı,yayvan su kabı.

LEH:Polonya halkından olan kimse.

LEHÇE:Bir dilin tarihsel,bölgesel,siyasal sebeplerden dolayı ses,yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu,diyalekt. Bölgesel dil.

LEHİM: Erime noktaları düşük metalleri tutturma işlemlerinde kullanılan kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı.

LEHİSTAN :Osmanlı imparatorluğunda Polonya’ya verilen ad.

LEİ: Hawaii’de karşılama ya da uğurlama anısı olarak verilen,çiçeklerden yapılmış kolye.

LEİNE :Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaletinde ırmak.

LEJAND:Bir fotoğrafın, haritanın ya da karikatürün gösterdiği,temsil ettiği şeyi belirten,özünü anlatan yazı.

LEJİTİMİST:Tahttan indirilen bir hükümdarın yeniden tahta çıkarılmasına taraftar olan kimse.

LEJYONER: Paralı asker.

LEK:Arnavutluk’un para birimi.

LEK:İzmir’in Tire ve Ödemiş ilçelerine özgü bir tür bilye oyunu.

LEKA:Akya balığı,çıplak balık gibi adlar da verilen bir balık.

LEKE:Kirliliği gösteren iz.

LEKECİLİK:Doğa biçimlerini değil boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün,insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğuna inanan soyut resim anlayışı. Taşizm.

LEKELİHUMMA:Bitle geçen,ortalama 15 gün süren,vücutta pembe lekelerle beliren ateşli ve tehlikeli bir hastalık türü,tifüs.

LEKELİMERCAN:Mırmır balığına verilen bir başka ad.

LEKEN:Kar ayaklığı.Tokaçlı kar ayakkabısı.Kara batmamak için ayağa takılan bir çeşit örgülü ayaklık.

LEKENDE: Saat zincirinin üzerine sarıldığı silindir.

LEKENDE:Kaba dikiş.

LEKGELE: Tek mi çift mi oyununa verilen ad.

LEKSİKOGRAFİ:Sözlük yazarlığı.

LEKSİKOLOG:Sözlükbilimci.

LEKSİKOLOJİ:Sözlüklerin hazırlanmasında tutulacak yolları,yöntemleri konu alan ve saptayan dilbilim dalı.

LEKSİKON: Üzerinde harfler bulunan kağıtlarla oynanan bir kağıt oyunu.

LEKTÖR:Okutman.

LELEG:Anadolu’nun Yunan öncesi halklarından biri.

LELEMENDİ:Yas havalarına uygulanan bir halk ezgisi.

LELİK:Halk dilinde çok ağlayan kimseye verilen ad.

LEM:Eski dilde parlama, parıldama.

LEMA: Eski dilde parlaklık. Parıltı. Parlaklık.

LEMBEKİ: Küçük tabak,küçük sahan.

LEMİS: Gümüşhane’ye özgü bir tür ıspanaklı pide.

LEMİS: Karadeniz yöresine özgü,mısır ununa çeşitli sebzeler katılarak yapılan bir tür ekmek. İçine ıspanak,patates,peynir yada kıyma konularak yapılan bir tür pide.

LEMİS:Bir şeyi elle tutma, dokunarak hissetme.

LEMPİRA:Honduras’ın para birimi.

LEMUR:Maki de denilen,Madagaskar’da yaşayan bir maymun cinsi.

LEMYEZEL:Kalıcılık,ebedilik.

LEN:Avrupa yüzme birliğinin simgesi.

LENA:Rusya’da bir ırmak.

LENDUHA:Çok iri ve kaba şey.

LENF SİSTEMİ: Bağışıklık sisteminin akyuvarlarını içeren sistem.

LENF: Canlılarda dokularda yer alan, vücudun sıvı dengesinin korunmasını sağlayan, bakteri ve yabancı hücreleri dokulardan uzaklaştıran renksiz sıvı. Aynı adlı damarlarda dolaşan ,kan ve doku öğeleri arasında aracı görevi yapan,kan plazması ve lenfositten oluşan saydam,sarı renkte bir sıvı. Akkan.

LENFOMA: Lenf bezi kanseri.

LENG:Topal, aksak.

LENGER :Yayvan ve kenarları geniş,büyük kalaylı bakır kap,geniş yemek sahanı.

LENGER:Gemi demiri.Çapa.

LENGÜİSTİK:Dil bilimi.

LENS:Göze takılan mercek.

LENTİYE :Denizcilikte kullanılan bir tür ince halat.

LENTO:Bir parçanın ağır çalınacağını belirten müzik terimi.

LENTO:Kapı ve pencerelerin ağaç,taş yada betondan üst eşiği,boyunduruk.

LENUGO: Çocukların ve kadınların yüzünde görülen ince tüyler;ayva tüyü.

LEO:Aslan takımyıldızının Latince adı.

LEON:Jean Reno’nun başrolünü oynadığı Luc Besson filmi.

LEPE: Mersin yöresine özgü,bulgur,patates,domates ve soğanla yapılan bir tür çorba.

LEPEÇ:Hatay yöresine özgü,tarhana,nohut ve ayranla yapılan çorba.

LEPERUJ: Çerkezlere özgü bir dans.

LEPİSKA:Uzun sarı ve yumuşak saç.

LEPRA:Cüzam.

LEPSİ: Samsun yöresine özgü,tavuk eti ve mısır unuyla yapılan bir yemek.(Çerkez tavuğu).

LEPTON: Parçacık fiziğinde,yalnızca elektromagnetik,kütleçekimsel ve zayıf etkileşimlere giren fermiyon türü.

LERCİ:Mis keçisine benzer bir hayvan.

LERP: Okaliptüs yapraklarından sızan ve Avustralya çişi de denilen kudret helvası.

LERZAN:Titrek, titreyen.

LERZANBENGİSU:Daha çok soyut tarzda çalışan ve 1906-1978 yılları arasında yaşayan kadın heykelcimiz.

LERZE:Titreme,titreyiş.

LESBOS: Midilli adasına verilen bir başka ad.

LESEPASE:Sınırdan geçiş belgesi.

LESİDİN:Hücre yapısında ve metabolizmasında önemli bir rol oynayan, fosfolipit bileşiklerinin ortak adı.

LESOTHO: Afrika’da bir ülke.

LEŞ: Hayvan ölüsü.

LEŞKER: Asker, ordu.

LET: Eski dilde dayak atma,dövme.

LETAFET: Yumuşaklık,hoşluk.

LETARJİ:Yaşama işlevlerinin çok zayıfladığı,çok derin ve sürekli patolojik uyku durumu. Halsizlik.

LETİS:İki ayrı ırktan gelme.

LETİYE: Belli oranlarda yüksek fırın cürufu katılmış çimento.

LETO :Eski Yunan mitolojisinde,Apollon ve Artemis’in annesi olan,Titanların kızı . 12 çocuğu da öldürülünce,taş kesilip sonsuza kadar ağlamaya başlayan Frigya kraliçesi.

LETOON:Antalya ilinde antik Likya bölgesinin kutsal alanı olan ören yeri.

LETRASET:Matbaacılıkta sürtme yoluyla kağıt veya düzgün bir yüzeye aktarılan grafik karakteri.

LETRİZM:Yirminci yüzyılda ortaya çıkan,şiirde sözcüklerin anlamlarından çok ses değerlerine ve harflerin dizilişine önem veren edebiyat akımı.

LEV: Ahşap gemilerde sintine sularının akması için döşeklere açılmış deliklerden her biri.

LEVA :Bulgaristan’ın para birimi.

LEVANT: Akdeniz’in batısında görülen doğudan esen bir rüzgar.

LEVANT: Bir fındık çeşidi.

LEVANT: Eskiden,Müslümanların yerleştiği ve Hıristiyan tacirlerin uğrak yeri olan Akdeniz’in doğu kıyısına verilen ad.

LEVANTEN:Osmanlılarda,İstanbul’da ve büyük liman kentlerinde yaşayan ve ticaretle uğraşan,Müslüman olmayan azınlıklara verilen ad. Ortadoğu’da doğmuş Avrupalı. Yakın doğuda yerleşmiş ya da evlenerek soyu karışmış Avrupa asıllı.

LEVAZIM:Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler,araç ve gereçler.

LEVENGİ:İçi pirinçle doldurularak pişirilmiş tavuk yada balık yemeği.

LEVENT :Yakışıklı ve uzun boylu erkek

LEVENT: Osmanlılarda deniz eri. Osmanlı donanmasında ve kıyılarında görev yapan asker sınıfı

LEVH: Levha.

LEVHA: Tabela.

LEVHİMAHFUZ:İslam’da olmuş ya da olacak her şeyin içinde yazılı olduğu tanrısal kitap. Üzerinde kaderin yazılı olduğu ilave levha.

LEVİATHAN :Thomas Hobbes’un,”İnsan insanın kurdudur” sözünün de yer aldığı ünlü siyaset bilim yapıtı.

LEVİN:Kokmuş,çürümeye yüz tutmuş hayvan ölüsü.

LEVİRAT: Kocası ölen kadının kayınbiraderiyle evlenmesini öngören gelenek ya da yasa.

LEVNİ :Lale Devri’nin en ünlü minyatür sanatçısı.( Asıl adı Abdülcelil Çelebi)

LEVREK:Eti beyaz,üzeri pullu iri bir balık.

LEVS:Kir,pislik.

LEVÜLOZ:Balda ve bir çok meyvede bulunan bir tür şeker.Meyve şekeri,früktoz.

LEVVAME: Çekiştirici,paylayıcı.

LEVYE:Bir mekanizmanın kumanda kolu.

LEY: Moldova’nın para birimi.

LEY:Hawai’de karşılama ya da uğurlama anısı olarak verilen, çiçeklerden yapılmış kolye.

LEY:Romanya’nın para birimi.

LEYAL:Geceler anlamında eski sözcük.

LEYAN:Konforlu, lüks hayat, parlayan, parlatıcı.

LEYL: Eski dilde gece.

LEYLA:Arapça çok karanlık gece.

LEYLAK : Zeytingillerden bir ağaç ve bu ağacın beyaz,eflatun veya pembe renkte,güzel kokulu çiçekleri.

LEYLAKİ: Pembeye çalan açık mor renk.

LEZ:Osmanlı İmparatorluğu’nun Trablus ve Bingazi’deki hurma ve zeytin ağaçlarıyla kuyulardan aldığı vergi.

LEZAR:Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir tür deri.

LEZBİYEN: Eşcinsel kadın.

LEZEZ:Eskiden askerlerin (yeniçerilerin) aldıkları üç aylık maaşın Şevval,Zilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü.

LEZGİLER:Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk.

LEZYON:Doku bozukluğu,hasar.

LGS: Lise giriş sınavı.

LHASA:Tibet’in merkezi olan kent.

LIĞ :Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık,kil vs çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın,alüvyon.

LIKA:Zamklı cila.

LIKIR:Sıvıların bir kaptan akarken çıkardığı ses.

Lİ (Yİ): Kore hanedanı.

Lİ: Çin’de bir ırmak.

Lİ: Lityum.

Lİ:Çinlilerin bir güzergah ölçüsü.(576 m değerinde).

Lİ:Konfüçyüsçülükte doğru davranış yada doğruluk anlamına gelen kavram.

LİAN:Karşılıklı lanet okuma.

LİBADE:Bir tür kısa hırka.Pamuklu bir kadın yeleği.

LİBAS: Eski dilde giysi,giyecek.

LİBER: Dionysos’un Latince adı.

LİBERO: Futbolda kaleciyle savunma arasında yer alan oyuncu.

LİBİDO:Cinsel içgüdünün belirtilerini gösteren,yaşama gücünün bütünü.Doğuştan olan ve biyolojik olarak belirlenen cinsel zevk dürtüsü anlamında Freud’un ortaya çıkardığı bir terim.

LİBOR: Londra mali piyasasında yürütülen işlemlerde,birinci sınıf bankaların kullandığı kredilere uygulanan faiz oranı. Uluslar arası bankaların genellikle Londra’da saptadıkları kredi faiz ortalamasına verilen ad.

LİBRE:Yarım kilogramlık eski bir ağırlık ölçü birimi.Günümüzde İngiltere ve ABD’de kullanılan bir ağırlık birimi.

LİBRETTO:Opera,bale gibi müzikli sahne yapıtlarının sözlerini yada konusunu içeren metin kitapçığı.

LİBREVİLLE:Gabon’un başkenti.

LİBURNA: Eski Roma’da kullanılmış,ince ve hafif bir savaş gemisi.

LİCANCABUR: Şili-Bolivya sınırında bir yanardağ.

LİÇ: Hidrometalurjik zenginleştirme yöntemlerinden biri.

LİÇİ:Çin kirazı denilen ve nemli topraklarda yetişen bir meyve.

LİDAKİ:Çipura balığının boyu 10 cm. ye kadar olan gençlerine verilen ad.

LİDAR: Şanlıurfa’nın Bozova ilçesinde ünlü bir höyük.

LİDİAKRASSAARZUMANOVA:Bin dokuz yüz yirmi bir’ de Türkiye’ye sığınarak İstanbul Belediye Konservatuarı’nda bale bölümünü kurmuş ve birçok öğrenci yetiştirmiş, bu çalışmalarıyla yurdumuzda balenin öncüleri arasında yer almış Rus asıllı Türk kadın koreograf.

LİDO: Bir koyun girişinde ileri doğru uzanmış olan ve bir deniz kulağını (lagünü) denizden ayıran kıyı şeridi.

LİDO:Venedik Film Festivalinin yapıldığı küçük ada.

LİDYA:Batı Anadolu’nun orta kesimindeki antik bölge.

LİED: Almanca şarkı anlamında kullanılan sözcük.Şarkı olarak söylenmek üzere yazılmış duygusal şiir,bu şiir üzerine bestelenmiş müzik.

LİF:Siirt ilinde bir kaplıca.

LİFAFE:Eski dilde keten.

LİFT: Teniste,topa kavisli bir yön veren vurma biçimi.

LİG:Takımlar grubu, küme.

LİGA: Üç deniz mili uzunluğunda eski ölçü birimi.

LİGADORA :Denizcilikte kırılmış bir direği, bir sereni geçici olarak onarmaya yarayan ve eski halat liflerinin bükülmesiyle oluşturulan bir tür tirnele, ya da gırcala.

LİGAM: Dizgin,gem.

LİHYE:Sakal.

LİK: Halk dilinde tokmağa verilen ad.

LİK:Eski dilde fakat,ama,ancak anlamında sözcük.

LİKA: Boyacılıkta ve yaldızcılıkta astar olarak kullanılan bir çeşit zamk.

LİKA:Mürekkep hokkalarına konan ham ipek.

LİKANTROPİ:Kişinin,kendisini kurt yada başka bir hayvan sandığı akıl hastalığı,kurt adam hastalığı.

LİKAON: Afrika’da sürüler halinde yaşayan bir yaban köpeği cinsi.

LİKAPA:Avcı üzümü,çay üzümü,aronya gibi adlar da verilen ve Kuzey Anadolu ormanlarında yetişen bir meyve ağacı. Bir tür yaban mersini.

LİKAT:Başak toplama.

LİKATOR:Osmanlı devletinde Bulgarlardan oluşturulan Voynuk örgütündeki subaylara verilen ad.

LİKEMBE :Afrika’ya özgü,bir dizi bambu dilden oluşan vurmalı bir çalgı.

LİKEN:Bir mantarla bir su yosununun ortak yaşamasıyla ortaya çıkan bitkilerin genel adı.

LİKEN:Kaşındırıcı bir deri hastalığı.

LİKİDASYON:Ticarette tasfiye.

LİKİDİTE:Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü.

LİKİTFON:Hem yatırım fonu almak hem de istenildiği anda nakit olarak kullanmak amacıyla oluşturulan fon türü.

LİKOAN: Afrika’da sürüler halinde yaşayan bir yaban köpeği.

LİKOPEN:Domatese kırmızı rengini veren organik bileşik.

LİKORİNOZ:Balıkların iste kurutularak yapılan pastırması.

LİKRA:Çok esnek bir kumaş cinsi.

LİKUD: İsrail’de bazı sağcı partilerin oluşturduğu siyasal koalisyon.

LİKYA:Antik çağlarda,Anadolu’nun güneybatısına verilen ad.

LİLA:Leylak rengi,açık mor.

LİLİBRİK:Mayakovski’nin sevgilisi.

LİMAKİ:Ayakkabıcılıkta kullanılan küçük eğe.

LİMAN: Gemilerin yükleme boşaltma yaptıkları doğal ya da yapay sığınak.

LİMANTEPE: İzmir’in Urla ilçesinde önemli bir kazı alanı.

LİMBA (LİMBALİ):Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu doğramacılıkta ve parke yapımında kullanılan bir ağaç.

LİMBO:Bir ticaret gemisinin içindeki yükü,bordasına yanaşan başka bir gemiye aktarma işlemi.

LİMBO:Irmaklarda ve sığ sularda yük taşımakta kullanılan bir tür tekne.

LİME: Parça, lokma, dilim

LİMETİN: Yeşil limondan elde edilen organik bileşik.

LİMİT:Erişilecek nokta veya yer.Sınır.

LİMNİ:Gümüşhane’nin Torul ilçesinde, doğal güzelliğiyle tanınmış bir göl.

LİMNOLOJİ:Gölleri inceleyen bilim dalı.

LİMONİ:Yeşile çalan açık sarı renk.

LİMONİT: Sarı ya da kahverengi doğal hidratlı demir oksit.

LİMUZİN:Üç yanı camlı ve dört kapılı bir otomobilin standartlaştırılmış adı. Eski özel otomobillerin karoseri biçimi.

LİNDOR: İtalyan komedisindeki aşık tiplerinden biri.

LİNEER:Matematikte değişmesi bir doğruyla gösterilebilen fonksiyonlar için doğrusal anlamında kullanılan sözcük.

LİNET:Sürgün.

LİNG:İsveç jimnastiğinin kuramcısı ve kurucusu olan kişi.

LİNGA:Hinduizm’de üreme gücünü kişileştiren tanrı Şiva’nın simgesi erkeklik organı.

LİNGALA: Kongo’da konuşulan bir Bantu dili.

LİNİMENT:Deriye sürme yada ovma suretiyle uygulanan ve ağrıların dindirilmesine yarayan sıvı ilaç. İlaçlı yağ ya da merhem.

LİNİN :Hücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan biçimindeki ipliksi yapı.

LİNK:Atın eşkin yürüyüşü.

LİNK:İki nokta arasında iletişim kurma olanaklarının varlığını belirtmede kullanılan genel terim. İletişim dizgesi birliği.

LİNKA: Bilecik iline özgü yumurta,ceviz ve pekmezle yapılan bir tür tatlı.

LİNOLYUM:Yer döşemesi olarak kullanılan,üzeri keten yağı ve mantar tozuyla kaplanmış jüt bezi,muşamba.

LİNOS: Yunan mitolojisinde ağlama ve inlemenin kişileşmiş biçimi.

LİNOTİP:Basım evinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi.

LİNZ:Avusturya’da bir kent.

LİONS:Amerika’da 1917’de çeşitli meslekten insanları kültürel,insancıl amaçlar çerçevesinde toplamak amacıyla kurulan kulüp.

LİPARİ:Çiroz durumundan çıkarak yağlanmaya başlamış olan uskumru.

LİPARİT:Granitle aynı kimyasal yapıda,içinde mikrolitler olan kayaç.Cam bakımından fakir riyolit.

LİPİT:Her tür organik yağa verilen ad.

LİPOGRAM :Abecenin bir yada bir çok harfini kullanmamaya özen gösterilerek yazılan yazı.(Halk edebiyatındaki lebdeğmez denen şiir türü bunun en güzel örneklerinden biridir.).

LİPOM: Yağ dokusunun bulunduğu yerde büyümesiyle oluşan zararsız ur. Yağ uru.

LİPPE: Almanya’da Ren nehrinin bir kolu olan ırmak.

LİPSOS:İskorpitgillerden,Akdeniz ve Atlas Okyanusunda yaşayan yüzgeçleri dikenli ve zehirli,eti lezzetli bir balık.

LİR:Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı.Gövdesi ağaç veya kaplumbağadan yapılmıştır.

LİRA: Yunan halk müziğinde kullanılan yaylı bir çalgı.

LİRA:Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke.

LİRİK: Aşk,özlem gibi duygusal konuları işleyen şiir türüne verilen ad. İçten gelen duyguları çok etkili ve coşkun bir biçimde anlatan edebiyat eseri.

LİRİZM:Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı.

LİRKUŞU:Avustralya’da yaşayan çok uzun boylu ötücü bir kuş.

LİS: Yapısına girdiği sözcüğe yalayıcı anlamını katan sonek.

LİSAM :Eski dilde peçe. Müslüman kadınların yüzlerine örttükleri yaşmak.

LİSANIMADERZAD: Anadil.

LİSANS:Genellikle dört yıl süren üniversite veya yüksekokul öğrenimi.

LİSTE: Alt alta yazılmış şeylerin bütünü.

LİŞAKAT:Divan edebiyatında içkiyi ve içkili toplantıları övmek amacıyla yazılan şiir türü.

LİŞER : Trabzon ilinde bir yayla.

LİTARJ: Mürdesenk.

LİTAS:Litvanya’nın para birimi.

LİTERATÜR: Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin tümü, yazın, edebiyat.

LİTOFON: Düzgün ve ötümlü sesler çıkaran bir dizi taş üzerine vurularak çalınan bir çalgı.

LİTOGRAFİ: Taş baskı.

LİTOGRAFYA: Kalkerli taş yüzeyine sert bir cisimle kazındıktan sonra basılmış olan yazı,resim,taş basması.

LİTOLOJİ:Taşların yapısını inceleyen bilim.

LİTOSFER:Yer kabuğunu oluşturan ve yer yuvarlağının merkez çekirdeği çevresinde bulunan katı yuvar,taş küre,taş yuvarı.

LİTOT: Fena değil örneğinde olduğu gibi,bilinçli hafifsemeye dayanan söz sanatı.

LİTRE:Sıvıları ölçmede kullanılan,bir desimetreküp hacminde ölçü birimi.

LİTURYA:Kudas.

LİTYUM:Gümüş parlaklığında,bilinen en hafif element.

LİVA: Eski dilde sancak.

LİVA: Osmanlı devletinde iki alaydan oluşan askeri birlik.

LİVA: Osmanlı devletinde il ile ilçe arasında yer alan yönetim biçimi.

LİVANE:Artvin’in eski adı.

LİVAR:Avlanan balıkları canlı olarak saklamak için ağız içine doğru konik olarak örülmüş sepet. İçinde diri balık saklanan,denizden ayrılmış havuz.

LİVATA:Erkekler arasındaki cinsel ilişki.

LİVAYDA : Trabzon ilinde bir yayla.

LİVAYDA: Kader, alınyazısı.

LİVERA:Karadeniz’de yetişen ve derideki tahrişleri iyileştirmekte kullanılan otsu bitki.

LİVRE:Hizmetçi ve uşakların özel forması.

LİYAKAT: Bir kimsenin kendisine iş verilmeye uygunluk,yaraşırlık durumu, yeterlik, kifayet.

LİYAN:Sıcak bölge ormanlarında yetişen ve sarmaşık gibi ağaçlara tırmanan bir bitki.

LİYNET: İshal,hafif sürgün.

LİYNET:Yumuşaklık.

LİZ: Mikrop erimesi.

LİZOL:Mikrop kırıcı olarak kullanılan ve katrandan çıkarılan,koyu renkli yağsı bir sıvı.

LİZÖZ:Yatakta kadınların giydiği bir çeşit yün hırka.

LKA:Sri Lanka’nın uluslar arası kodu.

LLANOS: Güney Amerika’nın kuzeyindeki geniş otlaklara verilen ad.Venezüelle’daki çayırlık ovalara verilen ad.

LNB:Bir uydu anten aksamı.

LO:İsveç İşçi Sendikasının simgesi.

LOA:Antil adalarında yaygın olan vudu dininde tanrılara ve ruhlara verilen ad.

LOALOA: Batı ve orta Afrika’da insanların ve maymunların asalağı olan ipliksi solucan.

LOB:Teniste topun çizdiği yol.Topu rakibin arkasına düşürmeyi amaçlayan vuruş.

LOBELYA:Kardinal çiçeği de denilen otsu bir süs bitkisi. Salkım durumundaki mavi çiçekleri olan bir bitki.

LOBİ:Belli bir çıkar grubunun isteklerini siyasi organlara kabul ettirmek için kurulmuş olan topluluk. Çıkar topluluğu.

LOBİ:Otel,tiyatro gibi yerlerde girişe yakın geniş yer.Dalan.

LOBİK:Halk dilinde börülceye verilen ad.

LOBOTOMİ:Bir yada daha çok lopun,beyindeki öbür bölgelerle sinir bağlantısının kesilmesini içeren cerrahi işlem.

LOBUT: Hallaç tokmağı.Minbaz.

LOBUT: Kol gücünü geliştirmek için kullanılan gürgenden jimnastik aracı. Spor yapmak için tornada çekilmiş kısa ve bir ucu kalın sopa.

LOBYA: Yerel dilde kuru fasulye.

LOCA: Bir tiyatro,sinema ya da konser salonunda izleyiciler için ayrılmış küçük bölmelerden her biri.

LOCARNO: İsviçre’de bir kent.

LOÇ: Kastamonu’nun Cide ilçesinde bir vadi.

LOÇA:Gemilerin baş bodoslamalarının her iki yanında,çapayı içine alabilen ve güverteye açılan demir zincirin geçtiği delik.

LODA:Üzeri toprak ya da otla örtülmüş saman yığını.

LODER: Kum,taş,kömür gibi maddeleri yüklemekte kullanılan bir tür makine.

LODER:Yol yapımında kullanılan bir makine. Yükleyici.

LODOS :Güney, güney rüzgarı, kaba yel.

LOG:On tabanlı logaritmanın kısaltması.

LOG:Petrol araştırmaları sırasında tutulan kayıt.

LOGA:Tavuk için kuluçka.

LOGARİTMA: Büyük çarpmaları,bölmeleri,kök ve kuvvet almaları yapabilmek için kullanılan matematik yöntemi.

LOGİN: Kullanıcı ismi veya parola ile girilebilen bir siteye,giriş işlemine verilen ad.

LOGO: Bir kurum ya da kuruluşun adını simgeleyen kısaltma ya da işaret.Ticari eşya üzerine konulan resim,harf gibi özel işaret.Arma.

LOGOFET:İstanbul Rum Patrikhanesinde, patriklerle hükümet arasındaki işlere aracılık eden sivil görevlinin sanı.Rahip olmayan sivil memur.

LOGOFOBİ:Belirli sözcüklerden ,söz söylemekten duyulan korku.

LOGOMANİ: Aşırı konuşma eğilimi.

LOĞ:Yollarda,toprak damlarda yeri bastırmak veya tarlalarda toprağı ezmek için gezdirilen taş silindir.

LOĞLAZ: Halk dilinde fasulye ya da börülceye verilen ad.

LOĞUSAOTU:Zeravent de denilen ve kökleri halk hekimliğinde kullanılan bitki.

LOİRE:Fransa’nın en uzun ırmağı.

LOJİSTİK:Modern mantık.

LOK:Gemileri farklı iki su düzeyinin birinden ötekine geçirmek için yapılan ara havuz.

LOKA:Pasaklı,kılıksız.

LOKAÇ: Çamaşır yıkarken kullanılan tahta tokmak.

LOKAL: Dernek evi.Müzikli eğlencelerin yapıldığı yer,gece kulübü.

LOKAL: Yerel,mahalli.

LOKALİZASYON:Kuruluş yeri seçimi.

LOKAPALA:Brahmanizm’de ikinci derecedeki tanrılara verilen ad.

LOKATİF:Dilbilgisinde bulunma hali.

LOKMA: Ağıza bir defada alınan yiyecek parçası.

LOKMA: Bir tür hamur tatlısı.

LOKMA: Gemi zincirinin baklalarının ortasına takviye için konmuş parça.

LOKMANHEKİM: Bitkilerin dilinden anladığına ve her türlü hastalığı iyileştirdiğine inanılan efsanevi hekim.

LOKMANRUHU:Eter.

LOKOMOBİL:Sanayi ve tarımda kullanılan, istenilen yere çekilebilen, patlamalı motor ya da buhar makinesi.

LOKOMOTİF: Tren vagonlarını çeken,tekerlekli,buharlı,elektrikli,termik motorlu veya sıkıştırılmış havalı makine.

LOKRA:Bir cins serçe kuşu.

LOKTAY :Uzun ,sarı,kırmızı renkli bir Çin ipeklisi.

LOKUM:Türklere özgü bir şekerleme.

LOLİGO: Türkiye denizlerinde en bol bulunan ve adi kalamar da denilen bir cins mürekkepbalığı.

LOLO:Argo’da oyuna getirilip aldatmaya yönelik söz ve davranışlara verilen ad Argo’da gösteriş,kabadayılık.

LOLOLAR: Çin’in güneybatısında yaşayan ve Yiler de denilen bir halk.

LOMBAK:Argo’da garip çehreli,pörtlek gözlü kimse.

LOMBAR:Gemi bordalarına ve küpeştelerine açılan dörtgen biçiminde delik.

LOMBOZ (LUMBUZ):Gemilerde kamaralarla alt güverteleri aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere.

LOME:Togo’nun başkenti.

LOMİLOMİ: Hawaii’den tüm dünyaya yayılmış bir masaj yöntemi.

LONCA:Aynı meslekten olanların kurduğu örgüt. Esnaf kuruluşu. Belli bir iş kolunda usta,kalfa ve çırakları içine alan dernek.

LONGA : Türk müziğinde bir makam adı. Türk müziğinde Yörük özellik taşıyan oyun havası.

LONGOZ: Denizin normalden çok daha derin bölgesi.

LONGOZ: Taban suyunun yüzeye kadar yükseldiği,gür ve sık bataklık ormanlara Trakya yöresinde verilen ad.

LONGOZ:Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğne ada beldesinde, tabiatı koruma alanı kapsamına alınan eşsiz bir orman alanı.

LONGUR:Elinden iş gelmeyen, beceriksiz ve ağır davranışlı kimseye halk arasında verilen ad.

LOP:Bir organın yuvarlak ve birbirinden ayrılmış parçalarından her biri.

LOPA:Kupes balığına verilen bir başka ad.

LOR: Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde bir mağara.

LOR:Bir tür taze ve tuzsuz beyaz peynir.Peynir suyundan yapılan yağsız ve ekşimsi bir peynir.

LORAN:Denizcilikte ve havacılıkta kullanılan radyo seyir sistemi.

LORANT:Bir şeyin parçaları arasındaki uygunluk.

LORD: İngiltere’de kullanılan bir soyluluk sanı.

LORGON: Samsun yöresinde yemeği yapılan yabani bir bitki.

LORİ:Canlı renkleri olan bir cins papağan. Papağanla akraba küçük bir kuş. Endonezya ve Yeni Gine’de yaşayan bazı papağanların ortak adı.

LORİS:Hindistan ve Malezya ormanlarında yaşayan ilkel maymun.

LORKE:Özellikle Mardin,Siirt,Elazığ,Malatya,Adana ve çevresinde oynanan halay.

LORTA:Ayakkabı kalıbının çapı.

LOS ALAMOS :ABD’de ilk atom bombası denemesinin yapıldığı kent.

LOS: Yakın jeolojik dönemlere ait tortul çökellerden oluşan soluk sarı renkli toprak türü.

LOSTARYA:Küçük han yada küçük otel.

LOSTRA : Ayakkabı boyama.

LOSTROMO:Ticaret gemilerinde tayfaların başı.

LOŞ: Yeterince aydınlık olmayan.Yarı aydınlık.

LOŞ:Sacda pişirilen bir tür uzun pide.

LOT:Bankacılıkta kullanılan,borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay. (1 lot 1000 hisse veya 1.000.000 TL nominal değerli hisse senedini ifade eder.)Hisse senedi piyasasında işlem birimi.

LOTA:Sivas ilinde bir göl.

LOTA:Tatlı sularda yaşayan bir tür gelincik balığı .

LOTARYA :Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı.

LOTİ:Lesotho’nun para birimi.

LOTUS:Nilüfer cinsinden bir çok bitkiye verilen genel ad.

LOUİSBRAİLLE: Gözleri görmeyenler için alfabe geliştiren Fransız öğretmen.

LOYACİRGA: Afganistan’da aşiretler arası meclise verilen ad.

LOYALİST: İngiltere’den ayrılmaya taraftar olmayan Protestan kuzey İrlandalılara verilen ad.

LÖK:Erkek boz deveye yedi yaşından sonra verilen ad.

LÖKEŞE: Atmaca,çulluk,yaban kazı.

LÖKOSİT: Akyuvar.

LÖKOZ:Lösemi durumuna tıpta verilen ad.

LÖKÜN:Kireç,zeytinyağı,pamuk ve yumurta akının karıştırılmasıyla elde edilen,daha çok musluk ve su borularının deliklerini tıkamaya yarayan bir tür macun.

LÖNGÖZ:Marmaris’in Gökova körfezi kıyısında,doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy.

LÖS: Kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık. En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı. Rüzgarın taşıyıp biriktirdiği toprak.

LÖSEMİ:Kan hücrelerinin kanseri .

LÖVE: Briçte kazanılan her ele verilen ad.

LPG:Sıvılaştırılmış petrol gazı anlamında kullanılan kısaltma.

LR: Lavrensyum elementinin simgesi.

LT:Litvanya’nın plakası.

LU: Lutesyum.

LUA: Roma mitolojisinde,düşmanların yok edilişinin simgesi olan tanrıça.

LUAB: Bal ya da şekerli şurupla yapılan tatlı.

LUALAR: Kenya’da yaşayan bir halk.

LUANDA:Angola’nın başkenti.

LUCİFER: Hıristiyanlıkta,şeytanın cennetten kovulmasından önceki adı.

LUCKYLUKE:Ülkemizde Red Kit adıyla bilinen çizgi roman kahramanının özgün adı.

LUÇİZM:Yirminci yüzyıl başlarında Rusya’da ortaya çıkan ve ışıncılık da denilen resim akımı.

LUDDİSTLER: İngiltere’de 19. Yüzyılda ,işlerini yitirmelerine yol açan dokuma tezgahlarını tahrip etmek üzere örgütlenen zanaatçılara verilen ad.

LUGAZ:Divan edebiyatında manzum bilmece.

LUGOL: Etkili bir bakteri ve mantar öldürücü olan çözelti.

LUİZİN: Bir tür tafta. İpekli bir kumaş cinsi.

LUJO:Afrika kökenli,iç kanamalara sebep olan öldürücü bir virüs.

LUK:Kullanılacağı zaman hazırlanan losyon.

LUKA:Dört İncil’den üçüncüsünün yazarı olan Hıristiyan azizi.

LUKATA:Sokakta bulunan ve sahibi bilinmeyen eşya.

LULELER: Arjantin’de yaşayan bir halk.

LULU:Uzun tüylü bir süs köpeği.

LUMBAGO:Soğuğun etkisiyle yada bir bükülme sonucunda bel bölgesinde birdenbire beliren ağrı.

LUMBUZ:Gemi penceresi.

LUMPEN :Marksist terminolojide,proletaryanın sınıf bilincinden yoksun alt tabakası.

LUNA: Eskimoların doğum ve üreme tanrısı.

LUNA: İtalya’da çıkarılan beyaz mermer.

LUNA: Roma mitolojisinde ay tanrıçası.

LUNA:Resim yapmakta kullanılan bir boya.

LUNDALAR:Angola,Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Zambiya’da yaşayan Bantu halkı.

LUNİK: Ay’a gönderilen ilk kuşak Sovyet uzay araçlarına verilen ad.

LUP:Büyüteç,pertavsız.

LUPANİN:Çeşitli acıbakla türlerinden elde edilen zehirli bir alkoloit.

LUPARA:Mafya adamlarının,hesaplaşmalarında kullandıkları kesik namlulu av tüfeği.

LUPERUS:Bütün dünyaya yayılmış küçük yaprak böceği.

LUR:İskandinav ülkelerine özgü eski bir üflemeli bir çalgı. (Tarih öncesi tunç korno)

LURİLER : Afrika’da yaşayan ve Alurlar da denilen halk.

LUSAKA:Zambiya’nın başkenti.

LUSİTANİA:Bir Alman denizaltısı tarafından batırılan ve 1915’te ABD’nin 1.Dünya Savaşına girmesine neden olan İngiliz yolcu gemisi.

LUTETİA: Paris’in eski adlarından biri.

LUTİ:Oğlancı.

LUTR: Su samurundan elde edilen post. Su samuru.

LUVİLER:Anadolu’nun en eski halkı.

LUZON: Filipin adalarının en büyüğü ve en önemlisi.

LÜHUK KEKESİ: Osmanlı sarayındaki kadınların şekerleme ve macun yemek ve yalamak için kullandıkları zarif kaşığın adı.

LÜKÜSHAYAT: Ekrem Reşit Rey’in metnini yazdığı,Cemal Reşit Rey’in bestelediği ünlü bir operet.

LÜLE:Musluksuz su borusu.

LÜLE:Saç kıvrımı.

LÜLE:Tütün çubuğu,pipo veya nargilenin ucuna takılan,tütün konulan yuva.

LÜLETAŞI:Eskişehir taşı,deniz köpüğü. Kolayca yontulup işlenen,beyaz renkli doğal magnezyum silikat,Eskişehir taşı.

LÜMEN :Işık şiddeti 1 mum olan,eşit dağıtımlı bir nokta kaynağının 1 steradyan içinde yayımladığı ışık akısı.Işık akısı birimi.

LÜP:Argo’da hiç emek vermeden ele geçirilen şey.

LÜSTRİN: Kabartma nakışlı bir tür ipekli kumaş.

LÜTİYE: Yaylı çalgıların yapım ve onarımıyla uğraşan kimse.

LV:Letonya’nın plaka imi.

LVOV:Ukrayna’da bir kent

LYME: Kenelerden bulaşan ve romatizma ile kalp ve sinir rahatsızlığına yol açan hastalık.

LYON:Fransa’da bir kent.

Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 14:39