R - (RA-RYA)

Cumartesi, 20 Ekim 2012 21:37 Site Yönetimi
Yazdır

RA :Radyumun simgesi.

RA:Arjantin’in plaka işareti.

RA:Norveçli kaşif Thor Heyerdahl’ın,eski Mısırlıların Amerika’ya gittiğini kanıtlamak için papirüsten yaptığı ve ikinci seferinde başarıya ulaştığı teknenin adı.

RAAD:Eski dilde çok konuşan,geveze anlamındaki sözcük.Çalçene.

RABA: Orta Avrupa’da,Tuna’nın kolu olan bir ırmak.

RABBE: Üvey ana.

RABELAİS:Gargantua ve Pantagruel adlı yergili yapıtlarıyla ünlü Fransız yazarı.

RABITA: Parke’den daha geniş ve uzun,döşeme kaplama tahtası.Düz döşenmiş parke.

RABİA:Eski dilde dördüncü.

RABİA:İlk Arap kadın şairi ve mutasavvıfı.(713-801)

RABİA:Osmanlılarda,Tanzimat’tan sonra kolağası rütbesine eşit olan sivil unvan.

RABİHA: Kazanç sağlayan,kar getiren iş.

RACA: Hindistan Prensi. Hindistan’da kral ve imparatorlara,büyük toprak sahibi prenslere verilen san.

RACİ: Geri dönen,ricat eden.

RACİL:İslam ordularında piyade erlerine verilen ad.

RACON:Argo’da yol,yöntem.

RAD :Eski dilde geri çeviren,reddeden.

RAD: Kemençe.

RAD: Kuranda bir sure.

RADA:Polonya,Litvanya,Belarus ve Ukrayna’da siyasal erki üstlenen meclise verilen ad.Kazaklarda halk meclisi.

RADANSA:Yelkenlere açılan deliklere ve halat ilmiklerine geçirilen metal halka.

RADAR:Radyo dalgalarının yankısını alarak cisimlerin yerini ve uzaklığını bulabilen,genellikle uçak ve gemilerde kullanılan cihaz.

RADDE:Kerte,derece.

RADIÇÇOPULU: İstanbul’un Şile ilçesinde bir mağara.

RADİ:Süt kardeş.

RADİFE: Kıyamet gününde çalınacağına inanılan surun ikinci üflenişi.

RADİKA :Karahindiba’nın sebze olarak yenen yaprakları.

RADİKAL: Aşırı.

RADON:Radyum tuzunun su ile işlenmesinden hidrojen ve oksijenle karışım durumunda elde edilen,boru yardımıyla sıvı hava içinden geçirilerek bu karışımdan ayrılan radyoaktif element.

RADULA:Yumuşakçaların ağzında bulunan boynuzsu ve şerit biçiminde ki organ.

RADYAL: Yüksek kavrama özelliğine sahip otomobil lastikleri için kullanılan sözcük.

RADYAN:Bir dairede yarıçap uzunluğundaki yay parçasını gören merkez açıya eşit açı ölçme birimi.

RADYAN:Işın yada ısı yayan.

RADYASYON: Işınım.

RADYOFONİK: Radyo ile ilgili,radyo ile verilen.

RADYOLİNK: Haberleşmede,yüksek frekanslı radyo dalgalarıyla bağlantı kurmaya yarayan sistem.

RADYOLOJİ:Işınbilim.

RADYOTERAPİ:Kanserde ışın tedavisi. İks (x) ışınlarının biyolojik etkisine dayanan bir tedavi yöntemi.

RADYUM:Baryum’a benzeyen,radyoaktif alkali toprak metali.

RAF: Dükkanlarda ürünlerin konulduğu yerler.

RAF: İngiliz kraliyet hava kuvvetlerine 1918 den beri verilen ad.

RAFADAN: Yumurtayı kabuğuyla kaynar suda az pişirme usulü.

RAFAL:Rüzgar hızının ani ve kısa süreli artışı.

RAFIZİLİK:Şii Mezhebinin bir kolu ve bu koldan olanların inancı.

RAFİNATÖR:Odun liflerini içinde bulunabilecek yabancı maddelerden arıtma ünitesi.

RAFİNE: İnceltilmiş,arıtılmış,saflaştırılmış.

RAFİNERİ: Ham petrolü işleyen ve farklı ürünlerini ayrıştıran tesis.Arıtımevi.

RAFİT :Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan iğne biçiminde billur madde.

RAFTİNG: Eğim kırıklarının fazla olduğu eğimli akarsularda şişme bot ve sallarla yapılan su sporu.Sal yarışı. Akarsu krosu da denilen spor dalı

RAFYA: Afrika ve Amerika’da yetişen,iri gövdeli ve uzun yapraklı bir palmiye.

RAFYA: Giyim süslemede,çanta,şapka,sepet örmede kullanılan parlak,renkli ve dayanıklı bir şerit.

RAG : Eski dilde dağ eteği, çayırlık, çimenlik.

RAGA:Hindistan ve Pakistan müziğinde doğaçlamanın belli bir notalar dizisine (genellikle beş-yedi arası) dayalı melodi çatısı ve kendine özgü ritim kalıpları.

RAGAMALA: Kırk iki müzik makamını kapsayan ve Hindistan’da çok tanınan bir derleme.

RAGIP: İstekli,isteyen.

RAGLAN:Kolları yakadan inen palto.

RAH :Yol.

RAH: Eski dilde şarap.

RAHATFEZA: Türk müziğinde bir makam.

RAHE:El ayası.

RAHEL:Yakup peygamberin karısı ve Yusuf ile Bünyamin’in annesi olan kadın.

RAHİM:Koruyan,acıyan,merhamet eden.

RAHİYE: Bal arısı.

RAHL: Yolda gerekli olan eşya.

RAHLE: Üzerine kitap koyup,bağdaş kurarak önüne oturulan bir çeşit alçak masa. Kitap okuma sehpası. Eskiden ders çalışma masası.Tek parça tahtadan iki ayaklı çatal kürsü.

RAHMAN:Herkese,her canlıya merhamet eden (Tanrı).

RAHMANİNOV: Rus romantizminin son temsilcilerinden biri olan ünlü besteci ve piyano virtiözü.

RAHMET: Tanrı’nın bir insanın suçunu bağışlaması.

RAHMET: Yağmur.

RAHMİ: Merhametle ilgili.

RAHNE :Gedik,yarık. Yıkılma ya da oyulma yoluyla açılan delik.

RAHNE: Zarar,ziyan.

RAHNÜMA(REHNÜMA):Yol gösteren,kılavuzluk eden,rehber.

RAHŞAN: Parlak.

RAHT :Pencere ve kapı kanatlarını çerçeveye tutturan menteşe takımı.

RAHVAN :Koşarken bir yandaki iki bacağını aynı anda atan binek hayvanlarının biniciyi sarsmayan koşma biçimi.Atın normal yürüyüşü.

RAİ :Cezayir’de doğan ve Arap müziğiyle Batı müziğinin karışımı olan müzik türü.

RAİ :Eski dilde sığır çobanı.

RAİ:Gören,görücü.

RAİB : Gözbağcı, büyücü.

RAİF :Eski dilde acıyan.

RAİK:Eski dilde katıksız,saf,temiz.

RAİŞ:Eski hukukta rüşvet verenle alan arasında aracılık edene verilen ad.

RAİYE :Bir hükümdarın yönetimi altındaki halk. Bir hükümdara vergi veren halk.

RAİYE:Eskiden pastoral anlamında kullanılan sözcük.

RAİYE:Otlayan hayvan sürüsü.

RAİZ: Kızgın,öfkelenmiş.

RAK: Eski dilde yama vurma.

RAK: Üzerine yazı yazılan tabaklanmış ceylan derisi.

RAKABE.:Bir malın sahipliği.

RAKABE.:Eski dilde köle,kul anlamında bir sözcük.

RAKADAN .:Zıplama, sıçrama.

RAKAMLAMAK.:Bas notalarının üstüne akortlarını belirten rakam koymak.

RAKAN.:Japonya’da Budist ermişlere verilen ad.

RAKAPOŞİ.:Pakistan’ın Karakurum Dağları’nın doruğu.

RAKETBOL.: Squash’a benzer bir spor.

RAKIM.:Yükselti.Bir noktanın deniz yüzeyinden olan yüksekliği.

RAKİ:Eski dilde eğilen,secde eden.

RAKİK.:Eski dilde narin, ince ruhlu, dokunaklı, hassas. Merhametli, çok acıyan. Yufka yürekli.

RAKİKA.:İslam hukukunda: Köle,tutsak.

RAKİME.:Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad.

RAKİP.:Aynı şeyi elde etmek için çalışan kişi ya da gruplardan her biri.

RAKİP.:Binen.

RAKİT.:Durgun su.

RAKKA.:Merkezi Urfa olan Osmanlı eyaleti.

RAKO.:İri taneli bir pirinç türü.

RAKOR.:Sıhhi tesisatta iki boruyu döndürmeden birbirine bağlanmasını sağlayan bağlantı parçası.

RAKTA.:Arap abecesine göre bir harfi noktalı,bir harfi noktasız sözcüklerle yazılmış şiir.

RAKU.:Japon işi çömlek,sırlı seramik kap.(16. yüzyılda Japonya’nın Kyoto kentinde,özel olarak çay töreni için tasarlanan kurşun sırlı seramik kaplar).

RAKUN.:Çamaşırcı ayı denilen, kürkü kıymetli bir hayvan. Kuzey Amerika’da ağaçlarda yaşayan,kafası tilkiye benzeyen kürklü bir hayvan.

RAKURSİ.:Bir resim,desen yada alçak kabartmada,bazı nesne ve figür boyutlarının,perspektifin etkisiyle kısalması. Resimde bir nesne veya figürü derinlik duygusu içinde verme yöntemi.

RAKURSKİ.:Rus mutfağına özgü,yemekten önce bir arada sunulan çeşitli sıcak ya da soğuk yiyecekler,ordövr.

RAL .:Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses.

RALİL.:Borneo dağlarında yaşayan sülün.

RAM.:Bilgisayarda erişilebilir bellek.

RAMA.:Hint tanrısı.Hindu tanrısal varlıkları içinde en yaygın olarak tapınılanlardan biri.

RAMAD.:Tezhipçilerin altını dövmeleri sırasında tirşenin kenarlarından dışarı taşan parçalara verilen ad.

RAMAK.:Çok az kaldı anlamında bir sözcük.

RAMAS.:Halk dilinde ekin yığınına verilen ad.

RAMAYANA:Kutsal Hint destanı.

RAMAZANİYE: Halvetiye tarikatının bir kolu.

RAMBO: S.Stallone’un Vietnam savaşından dönen bir kahramanı canlandırdığı ünlü film karakteri.

RAMBURSMAN.:Geri ödeme.

RAMBUTON.:Tüylü liçi’ de denilen bir bitki.

RAMİ.: Ok ya da mermi atan kimse.

RAMİ.:Isırgangillerden,Çin Vietnam ve Malezya’da yetişen ve lifleri dokumacılıkta kullanılan değerli bir bitki.

RAMİN.:Tropikal bir ağaç.

RAMİZGÖKÇE.:Türk karikatür sanatının,1900-1953 yılları arasında yaşamış ünlü ustası.

RAMKA.:Kurtulmuş kuzu ve oğlak derileri.

RAMONDİA:Çan biçiminde mor çiçekleri olan otsu bir bitki.

RAMORA:Büyük balıkların göğsüne yapışık olarak yaşayan küçük balıklara verilen ad.

RAMP:Bir tiyatro sahnesinin önünde,ışık ve ışıldakların yerleştirildiği,izleyiciye en yakın yer.

RAMPA:Bir arazinin,bir karayolunun,bir demiryolu hattının yatay doğrultuya göre yokuş olan bölümü.

RAMPA:Bir geminin bir başka gemiye,dubaya,iskeleye yada sala değecek biçimde yanaşması.

RAMPA:Füzeli mermi veya makinelerin,havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek.

RAN : Akira Kurosava’nın bir filmi.

RAN :Nazım Hikmet’in soyadı.

RAN:İskandinav mitolojisinde ağıyla yakaladığı denizcileri kapıp kaçırdığına inanılan tanrıça.

RANA :Güzel,hoş (kadın).

RANALES: Düğünçiçeğigiller familyasının bilimsel adı.

RAND :Güney Afrika Cumhuriyeti’nin para birimi.

RANDA :Gemilerde mizana direğinin gerisindeki yelken. Yelkenli bir gemide,en kıçta yer alan direğe çekilen dörtgen biçiminde yelken.

RANDIMAN: Verim.

RANDORİ:Judo’da saldırıcı ile savunmacı arasındaki hücum çalışması.

RANGER: Küçük birlikler halinde düşman topraklarına saldırılar düzenlemek üzere eğitilmiş asker.ABD Kara kuvvetlerinde komando birliğine bağlı asker.

RANGUN:Myanmar’ın (Birmanya) başkenti.

RANİ :Hindistan Prensesi .Raca karısı.Mihrace eşi.

RANİDAFOBİ: Kurbağadan aşırı derecede korkma.

RANİNA : Tropikal denizlerin az derin sularında yaşayan bir yengeç cinsi.

RANK:Elemanları belirli bir sıraya göre dizili bir kümedeki konum yada yer.

RANKER : Genellikle dağlarda oluşan bir aşınma toprağı.

RANSEYMAN :Herhangi bir kişinin, malın yada durumun niteliklerini öğrenmek için toplanan bilgi.

RANT: Bir mal ya da paranın,belirli bir süre içinde emek verilmeden sağladığı gelir. Getirim.

RANTABİLİTE:Yatırılmış sermayenin,bir kuruluşun veya bir yatırım konusunun gelir sağlayabilme olanağı,verimlilik.

RANTABL:Gelir getiren,kar sağlayan. Karlı,verimli.

RANTİYE:Bankada bulunan paranın faiziyle veya sahibi bulunduğu değerli kağıtların geliriyle yaşayan kimse.

RANZ:İsviçreli çobanların türküsü.

RANZA :İki yataklı karyola.

RANZA: Gemi,tren,kışla,yatılı okul gibi yerlerde üst üste yapılan yatak yeri.

RAP:Şarkının sert bir biçimde vurgulandığı disko müzik üslubu.

RAPANA :Karından bacaklı bir yumuşakça cinsi.

RAPEL: Aşının tutması için yinelenmesi.

RAPİDO:Çizim yapmak için kullanılan çini mürekkepli kalem.

RAPİSA: Kolza bitkisine verilen bir başka ad.

RAPORTÖR :Sözcü.

RAPSODİ:Daha çok halk türkülerinden seçilmiş ezgilerin birbirine eklenmesiyle oluşturulan müzik yapıtı. Ulusal ya da yöresel konulardan esinlenerek oluşturulmuş müzik yapıtı.

RAPTİYE: Kağıt ya da karton gibi şeyleri bir yere tutturmak için kullanılan araç.

RAS :Habeş soylusu.Etiyopya’da prens anlamında soyluluk unvanı.

RASA: Hint estetiğinin altı kuralından biri olan ve zevkin özü anlamına gelen sözcük.

RASA:Hırvatistan’da bir liman kenti.

RASAF: Kaldırım,yaya yolu,kaldırım taşları.

RASANET: Dayanıklılık,metanet.

RASAS :Kurşun.

RASASİ:Kurşun renginde olan.

RASATHANE:Gözlem evi.

RASATTEPE:Ankara’da Anıtkabir’in bulunduğu tepenin eski adı.

RASİ :Demir atmış gemi.

RASİ: Trabzon’un Maçka ilçesinde bir yayla.

RASİH: Kuvvetli,sağlam.

RASİM (RASİME): Resim çizen,resim yapan.

RASİME: Eski dilde tören,merasim.

RASİME:Töre,gelenek.

RASİN: Sağlam,dayanıklı.

RASİZM:Irkçılık.

RASKOLNİKOV:Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” adlı romanının baş kişisi.

RASPA: Açılmış bir deliği işlemek,genişletmek ve temizlemek için kullanılan kesici çelik kalem.

RASPA: Neolitik çağda Anadolu’da ve özellikle Hititlerde kullanılmış bir çalgı.

RASPA:Argo’da çok yemek yeme,oburluk anlamında sözcük.

RASPA:Demir,tahta yüzeylerdeki boya,pas gibi şeyleri çıkarmak,pürüzleri gidermek için kullanılan iri dişli bir törpü. Tahta pas törpüsü.

RASPUTİN:Kendisine aziz süsü vererek yerleştiği sarayda türlü entrikalar çeviren ve Prens Yusupov tarafından öldürülen ünlü Rus papazı.

RAST :Tesadüf.

RAST : Türk müziğinde bir makam adı.

RASTA: Saçların tutamlara ayrılarak ip gibi örülmesiyle yapılan saç modeli.

RASTAFARİ:Antil Adalarında,özellikle Jamaika’da yaygın olan ve siyahların anayurt Afrika’ya dönüp özgürlüğe kavuşmalarını amaçlayan mistik,kültürel ve siyasal akım.

RASTIK: Sürme de denilen ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı.

RASTIK:Kadınların kaşlarını ya da saçlarını boyamak için sürdükleri siyah boya. Sürme.

RASYO (RATİO):İşletmelerin faaliyetlerini ölçme amaçlı kullanılan oransal göstergelere verilen ad.Bir bilanço ya da sonuç hesabında,işletmenin yönetim göstergesi olarak kullanılan iki büyüklük arasındaki oran.

RASYON:Günlük ihtiyacını karşılamak üzere bir hayvana verilen yem miktarı. Organizmanın 24 saatlik madde ve enerji ihtiyacını karşılayan besinlerin çeşidi ve miktarı.

RAŞA: Osmanlı döneminde Avusturya’dan gelen bir cins kumaşa verilen ad.

RAŞE :Eski dilde titreyiş, titreme.

RAŞİ: Trabzon’un Maçka ilçesinde bir yayla.

RAŞİT:Olgun,akıllı.

RAŞİTİZM:Çocuklarda kalsiyum,fosfor eksikliğinden yada dengesizliğinden ileri gelen,biçim bozukluğuna neden olan kemik hastalığı.

RAŞOMON :Akira Kurosava’nın bir filmi.

RAT: Aleut takımadalarında bir adalar grubu.

RATAFYA:Bahçelerde yetiştirilen çok kokulu karanfil ırkı.

RATAN:Güneydoğu Asya’da yetişen ve mobilya yapımında kullanılan bir cins kamış.

RATANET: Arapça dışında bir dille konuşma.

RATANYA:Karabuğdaygillerden ,20-40 cm yükseklikte,Amerika’da yetişen,bir çok türü bulunan,basit yapraklı,kökü toz durumuna getirilip hekimlikte ishal kesici olarak kullanılan bir ağaççık.

RATE :Başarısız.

RATE: Büyük fare.

RATİB:Sıraya koyan,tertipleyen. Sıralayan.

RATİBE: Maaş, aylık.

RATİNAJ:Yün kumaşların havlarına kıvırcık görünüm kazandırmak için yapılan uygulama.

RATİNG:Kitle iletişim araçlarında izlenme durumu,değerlendirme,takdir.

RATİNG:Kredi kalitesinin veya borçlanma araçları üzerindeki risk derecesinin belirlenmesi operasyonu.

RATİP:Eski dilde ıslak,yaş,nemli.

RAUF ORBAY: Hamidiye zırhlısı komutanı olarak Balkan Savaşında gösterdiği başarıyla tanınmış,1926 da Atatürk’e karşı düzenlenen İzmir suikastına adı karıştığı için yurt dışına sürülmüş asker ve devlet adamı.

RAUF:Esirgeyici,merhametli.

RAVANA: Hint mitolojisinde cinlerin on başlı kralı.

RAVANDA: Kilis ilinde ünlü bir kale.

RAVANDA:Kahramanmaraş yöresine özgü,kaynatılmadan güneş ısısıyla yapılan,tadı ekşimsi üzüm pekmezi.

RAVEL: Özellikle Bolero adlı yapıtıyla tanınmış Fransız besteci.

RAVENALA:Biri Amerika’da,diğeri Madagaskar’da yetişen ve yelpaze biçiminde yaprakları olan muzgiller familyasından iki ağacın ortak adı.

RAVENDİYE:Maddeci İslam öğretisi.

RAVENT: Karabuğdaygillerden ,hekimlikte kullanılan,iri gövdeli ve büyük yapraklı, beyaz çiçekli,çok yıllık otsu bir bitki.

RAVİ:Rivayet eden.

RAVİYOLİ:Küçük kareler biçiminde kesilmiş hamur katları arasına kıyma konularak yapılan İtalyan yemeği.

RAVNT:Dönem.

RAVZA:Türbe.Aziz mezarı.

RAVZA:Türk müziğinde kullanılmış beş telli bir saz.

RAYBA:Bir borunun ağzına biçim vermek , genişletmek ya da pürüzlerini almakta kullanılan aygıt. Pürüz alır.

RAYET:Eski dilde bayrak,sancak.

RAYİÇ :Malın satış değeri,sürüm değer.

RAYİHA:Hoşa giden güzel koku.

RAYMİ:Eski Peru halklarının dokuz gün süren dinsel bayramı.

RAYON :Rusya’da, bir ilçeye karşılık gelen yönetim bölümünü belirten Rusça sözcük.

RAYONİZM: Rusya’da soyut sanatın gelişimini önemli ölçüde etkileyen ve ışıncılık da denilen soyut resim akımı.

RAYOŞUMEKETİP:Siirt yöresine özgü,yağ içinde kızartılarak yapılan cevizli bir hamur tatlısı.

RAZ:Eski dilde gizem. Sır,gizli tutulan şey.

RAZAKI:Kalınca kabuklu,iri ve uzunca taneli bir tür üzüm.

RAZI:Uygun bulan, benimseyen.

RAZİK:Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük.

RAZİYANE:Hekimlikte gaz söktürücü olarak kullanılan bir bitki. Rezene.

RAZİYE: Süt kardeşi.

RAZİYEBEGÜM: İlk Müslüman kadın hükümdar.

RAZMOL:İri kepekli un.

RB:Rubidyum’un simgesi.

RC: Çin’in plaka işareti.

RCA:Orta Afrika Cumhuriyeti’nin plaka işareti.

RCH:Şili plakası.

RE :Renyum elementinin simgesi.

REA : Satürn gezegeninin beşinci uydusu.

REA: Güney Amerika’da yaşayan devekuşuna benzeyen uçamayan bir kuş.

REAKSİYON: Tepki,yanıt.

REAKTÖR: Yakıt olarak çevre havayı kullanan ve pervanelerin yardımı olmaksızın doğrudan doğruya tepki ile çalışan,iki ucu açık boru biçiminde itici.

REAL: Brezilya’nın para birimi.

REALGAR :Kırmızı zırnık.

REASÜRANS: Bir sigorta ortaklığının,sigorta ettiği paranın bir bölümünü,olabilecek zarara karşı başka bir ortaklığa yeniden sigorta ettirmesi işi.

REAYA: Osmanlı devletinin Müslüman olmayan uyruklarına verilen ad.

REBAB(REBAP) :İslam ülkelerinde kullanılan kimi mızraplı ve yaylı çalgıların ortak adı. Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış,üzerine ince bir deri gerilmiş uzun saplı telli saz.

REBEK :Keman gibi omuza dayanarak çalınan yaylı çalgı.

REBEKA :İshak Peygamberin karısı ve Yakup Peygamberin annesi olan kadın.

REBİ:Bahar mevsimi.Eski dilde ilkbahara verilen ad.

REBİYÜLAHİR: Ay takviminin dördüncü ayı,küçük mevlit ayı.

REBUS:Görsel olarak hazırlanan bulmacalara verilen ad.

RECEC: Yeniçerilere ödenen üç aylıkların ikincisi.

RECEP:Ay takviminin yedinci ayı.

RECEZ: Aruz ölçüsü kalıplarından biri.

RECİM (RECM):İslam hukukunda zina suçu işleyenlerin taşlanarak öldürülmesi.

REÇİNA :Reçineli içki.

REÇİNE: Bazı bitkilerde özellikle çam ağaçlarında oluşan katı ve yarı akışkan organik salgı maddesi. Çam sakızı. Akındırık.

REÇME: Atların koşum takımlarına yapılan süsleme.

REÇME:Penye veya jarse tipi pamuklu örme kumaşlarda,genellikle tişört ve bluzlarda etek ve kol ağızlarını kapamada kullanılan dekoratif dikiş türü.

REDAKSİYON:Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayına hazır duruma getirme,yazı yazma,kaleme alma.

REDAKTÖR:Yazı yazan,bir yazıyı kaleme alan kimse.

REDE :Bir duvardaki taş yada tuğla sırası.

REDEVANS:Bir berat,lisans hakkı veya ticari marka sahibinin bunu devrettiği firmalardan aldığı maddi karşılık.

REDİ :Meme emen çocuk.

REDİF:Osmanlı ordusunda askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er. Yedek.

REDİF:Şiirde bir uyaktan sonra yinelenen aynı anlamdaki sözcük yada eklere verilen ad.

REDİGAST:Slav mitolojisinde savaş tanrısı.

REDİNGOT:Arkası yırtmaçlı,etekleri uzun,çift sıra düğmeli,resmi erkek ceketi. Vücuda oturan,eteğe doğru bollaşan robmanto veya manto.

REDOKS:Bir atom veya molekülden ötekine bir veya daha çok elektronun geçişi olayı.

REDRESÖR:İki yönlü bir dalgalı akımı,bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt.

REESKONT:Bir bankanın elinde bulundurduğu,ödeme sırası henüz gelmemiş senetleri bir başka bankaya iskonto ettirmesi.

REF :Kaldırma, giderme. Lağvetme. Yukarı kaldırma.

REFAH: Bolluk,varlık ve rahatlık içinde yaşama.

REFERANDUM:Halk oylaması.

REFERANS:Başvurulması gereken kaynak. Bir kimsenin yararlılığını,yeteneğini gösteren belge.Bir şeyi yetkili birine arz etmek,önermek.

REFİ: Yüksek,yüce.

REFİK: Arkadaş,dost.

REFİKA:Eski dilde eş,zevce.

REFİKEPİKMAN: Geometrik soyut anlayıştaki yapıtlarıyla tanınan ve 1902-1974 yılları arasında yaşamış ressamımız.

REFİL: Keçeli kalem yedeği.

REFLEKTÖR:Gelen ışıkları yansıtan araç. Yansıtıcı,yansıtaç.

REFLÜ:Mide asidinin yemek borusuna kaçması.Geri kaçma.

REFREF:Hazreti Muhammed’in Miraç’a çıkarken bindiği bineklerden biri.

REFT:Eski dilde gidiş, gelip gitme.

REFTİYE: Osmanlı devletinde ülke dışına çıkartılan mallardan alınan gümrük vergisi.(Dışsatım vergisi).

REFÜJ:Orta kaldırım. Yaya kaldırımı.Geniş ve işlek yolların ortasında yayaların yolu iki aşamalı geçebilmesi için yapılmış bir kaldırım.

REFÜZE: Kabul etmeme,geri çevirme.

REG: Büyük Sahra Çölünün kuzeyindeki ovalara verilen isim.

REG:Eski dilde damar.

REGAİP :Recep ayının kandil olarak kutlanan ilk Cuma gecesi.Amine Hatun’un Hazreti Muhammed’e gebe kaldığı gece.

REGATA:Yelkenli,kürekli yada motorlu olabilen bir çeşit yarış teknesi.

REGGAE:Jamaika’da 1960’ların ortalarında doğan,Amerika’da yaygınlaşan bir popüler müzik ve dans üslubu.

REGLAN:Giysilerde omuzları kaplayan ve yakaya doğru uzanan kol. Pelerinli bir çeşit palto.

REGRESİON:Diğer bir olayın belirli bir büyüklüğüne karşılık bulan bir olayın yaklaşık büyüklüğünü bulma amacını güden işlem.

REGÜLATÖR:Bir makinenin görevini istenilen ölçüde tutup ayarlayabilen aygıt. Düzenleyici.

REHA : Kurtuluş, kurtulma.

REHA: Zenginlik,varlık içinde olma.

REHABİLİTASYON:Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını veya yetersizliğini gidermek amacıyla uygulanan tedavi,iyileştirme.

REHAMET:Sesin yada sözün yumuşak,ince,tatlı yada yavaş olması.

REHAVET: Gevşeklik.Sülpüklük.

REHAVİ: Çalgılı kutu ya da saat.

REHAVİ:Türk müziğinde iki makamın ortak adı.

REHGÜZAR: Yol üstü.

REHİN:Bir borcun ödeneceğine teminat olarak,ödenince geri almak şartıyla,borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey.

REİ: Bir koyun girişinde ileri doğru uzanmış olan ve bir denizkulağını denizden ayıran kıyı şeridi.

REİ: Geleneksel Japon şarkılarına verilen ad.

REİ: Judo ve karate selamı.

REİCHSTAG:Roma-Germen İmparatorluğunun 12. yüzyıldan 1806’ya değin yasama organı.

REİKİ:Evrensel hayat enerjisi anlamına gelen çok eski bir Japon sağlık tekniği.

REİMS:Dünyaca ünlü Champagne şaraplarının Fransa’da bulunan başlıca üretim merkezi.

REİS:Çok yargıçlı mahkemelerde,mahkeme başkanlığı yapan yargıç.

REİŞİ:Japonya ve Çin’de yetişen şifalı bir mantar cinsi.

REJENERASYON:Canlı yapılarda görülen yenilenme.

REJİ:Eskiden Tekel idaresine verilen ad.

REJİM: Akarsu debisinin yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü.

REJYONALİZM: Sanatta bir anlayış,tutum ya da üslubun belirli bir yöre,yer ya da bölgeye özgü olmasını amaçlayan yönelim.

REKAD:Bazı Afrika ülkelerinde,hükümdarlık otoritesinin ve meşruluğunun simgesi olan,üzeri işlemeli kumandan sopası.

REKAKET :Dilde tutukluk, kekemelik.

REKAT: Namaz ibadetinin birimi.

REKİK:Dili tutuk olan,kekeme.

REKLAM: Bir malın sürümünü sağlamak için başvurulan etkinliklerin tümü.

REKOLTE:Tarımda bir yılda elde edilen herhangi bir ürünün toplamı.

REKS:Eski dilde geri döndürme,geri çevirme.

REKTİFİYE:Motorun eskiyen yada aksayan parçalarını değiştirerek yada onararak motoru yeni duruma getirme işlemi.

REKTİT: Göden bağırsağın iltihabı.

REKTÖR :Üniversitenin tüzel kişiliğini temsil eden,yönetiminden,öğretimin düzenli yürütülmesinden sorumlu kimse.

REKTUM:Kalınbağırsağın son bölümü.

REKZETMEK: Dikmek,saplamak,kurmak.

RELİEF: Yer şekli.

RELİK: Jeomorfolojide kalıntı,engebe anlamında sözcük.

REM :ABD’li bir rock müzik grubu.

REM: Düşlerin (rüyaların) görüldüğü uyku evresine verilen ad.

REM:Eski dilde onarma.

REM:İnsandaki etkisi açısından tanımlanan ışınım (radyasyon) dozu birimi.

REMAD: Eski dilde kül.

REMAYÖZ : Triko eşyaların yakasını yapmada kullanılan makine.

REMBETİKO: Türkiye’den Yunanistan’a göç eden Rumların oluşturduğu bir müzik türü.

REMEL :Aruz vezni ölçülerinden biri.

REMEL:Türk Müziğinde bir usul.

REMENDE:Eski dilde korkan, ürkek.

REMİ: İskambillerle oynanan bir tür oyun.

REMİL:Bir fal türü.Özellikle kum falı.

REMİX: Bindirim.

REMİZ (REMZ): Simge,sembol.

REMMAL: Kum falcısı.

REMOLİNERA: Güney Amerika’da yaşayan,çömlekçi kuşu familyasından bir kuş.

RENAN: Çok ses çıkaran.

RENAN:Fransa’da eleştirel felsefe okulunun öncülerinden olan ünlü düşünür,tarihçi ve din bilgini.

RENANET :Yüksek sesle inleme.

RENC:Eski dilde eziyet,sıkıntı,azap.

RENÇBER:Tarımda ve yapı işlerinde ağır işleri gören gündelikli işçi,ırgat.

RENDE: Tahta yüzeyleri pürüzsüz duruma getirmekte kullanılan marangoz aracı.

RENDE: Üzerinde kesici çıkıntıları bulunan peynir, havuç,soğan gibi şeyleri ufak parçalara ayırmak için kullanılan mutfak aracı.

RENET:Açık ve yeşil renkli,mayhoş ve kokulu bir elma cinsi.

RENETHEOPHİLELAENNEC:Steteskop kaşifi Fransız hekim.

RENGA:Klasik Japon şiirinin nazım şekillerinden biri.

RENGİN: Boyalı,renkli,parlak.

RENİN: Böbrekten salgılanan ve proteinleri parçalayarak kan basıncının yükselmesine neden olan enzim.

RENK: Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum.

RENKSER:Renklerle ilgili olan,kromatik.

REOBAZ :Bir sinir lifini uyarmak için anında devreye giren bir doğru elektrik akımının sahip olması gereken en düşük şiddet değeri.

REOLOJİ:Maddelerin katılığını,esnekliğini ve genel olarak akışını inceleyen bilim dalı.

REOMÜR :Suyun buz tutması ile kaynaması arası seksen eşit parçaya bölünerek elde edilen sıcak ölçer. Bir cins termometre.

REOSTA:Elektrik akımının şiddetini azaltıp çoğaltmaya yarayan araç.

REPERTUAR:Bir tiyatro kurulunun oynamak için seçip hazırlamış olduğu oyunların,bir kişi veya grubun söyleyeceği şarkıların listesi.Dağarcık.Birikim.

REPLİK:Tiyatroda karşılıklı konuşma sırasında bir oyuncunun rol arkadaşının sorularına ya da sözlerine verdiği karşılık.

REPLİKA: Bir sanat yapıtının kopyası.

REPO:Bir bankanın sattığı menkul değerleri geri satın alma taahhüdüne verilen ad. Halk dilinde gecelik faiz.Bir menkul kıymetin belirli bir vade sonunda geri alınması koşuluyla satılması.

REQUİEM :Katoliklerde ölüler için yapılan dua, bu duaya özgü müzik . Ölünün hatırasına yapılan tören.

RERONDO :Müzikte, ana motifin tekrarlandığı hareketli bölümlerin ana parçadan ayrılarak tekrarlanmasından elde edilen soyut parça.

RES :Divan şiirinde uyakta tesis adıyla anılan eliften önceki sessiz harfin harekesi.

RES:Bir haberin insanlar arasında yayılması.

RES:Eski dilde içi taşla örülü kuyuya verilen ad.

RES:Hastalığın bedene yerleşmesi.

RES:Koyun,keçi türünden küçükbaş hayvan.

RESEPİSE:Genel mağazalara mal bırakırken karşılığında alınan ticari belge.

RESEPSİYON:Resmi ziyafet,kabul töreni.

RESEPTÖR:Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz.

RESESİF:Biyolojide çekinik.

RESESYON:İktisatta,iktisadi dalgalanmanın etkinliklerin gerilemesiyle belirlenen aşaması,ekonomik durgunluk.

RESİF: Deniz yüzüne çıkmış mercan kayalar. Su düzeyindeki sıra kayalar.

RESİKAR:İktidar makamı.

RESİMLİ AY: İstanbul’da 1924-1931 yılları arasında yayımlanan aylık dergi.

RESİTAL: Bir konserde tek şarkıcı ya da çalgıcının eşliksiz olarak bir veya birkaç yapıtı sunması. Solo enstrüman veya insan sesiyle verilen konser.

RESİTATİF:Vokal eserlerde orkestranın yada yaylı sazların,sesi çeşitli akorlarla desteklemesi.Konuşur gibi söylenen şarkı ve söyleme üslubu.

RESMİYET: İlişkilerde ölçünün,biçimin önemsendiğini gösteren tutum.

RESPİRATÖR: Yaşam destek ünitesi. Solunum zorluğu çeken hastaların solumalarına yardım eden aygıt.

REST:Pokerde oyuncunun önündeki paranın tümü.

RESTO:Lokantada garsonların vazgeçilen yemeği mutfağa bildirmek için söyledikleri söz.

RESTORASYON: Aslına sadık kalınarak onarma işi.

RESULMAL:Eski dilde sermaye,kapital.

REŞ :Yağmur çisentisi.

REŞAD: Hak yolunda yürüme.

REŞADİYE: Tokat’ın bir ilçesi.

REŞADİYE:Datça yarımadasına verilen bir başka ad.

REŞAT: Doğru yolda yürüme.

REŞATEKREMKOÇU: İstanbul Ansiklopedisi,İstanbul’da meyhaneler ve meyhane köçekleri,Osmanlı padişahları gibi yapıtlarıyla tanınmış tarihçi ve yazarımız.

REŞİDİYE:Eskiden şeker ve nişastayla yapılan bir tür tatlı.

REŞK :Kıskanma.

REŞKO:Doğu Anadolu bölgesindeki Cilo (buzul) dağının en yüksek tepesi olan Uludoruk’un eski adı.

REŞME:Atların koşum takımlarına gümüş ve altın yaldızlı pullarla yapılan süsleme.

REŞME:Penye konfeksiyonunda kullanılan ve zincirli dikiş yapan bir tür makine.

REŞTİYE: Osmanlı mutfağına özgü,tulum peyniri,ceviz,maydanoz ve kırmızı biberle yapılan erişte yemeği.

RETEPORA: Denizde yaşayan yosun hayvanı cinsi.

RETİME :Bir şeyi unutmamak için parmağa bağlanan iplik.

RETİNA :Gözdeki ağ tabaka.

RETORİK: Güzel söz söyleme,hitabet sanatı.

RETRET:Karşılığı ödenmemiş bir poliçeden dolayı, hak sahibince sorumlu kişilerden birine çekilen yeni poliçe.

RETRİVER:Bir İngiliz av köpeği türü.

RETRO:Yaşanmamış geçmişe duyulan özleme verilen ad.

RETROSPEKTİF:Bir sanatçının,bir okulun,bir dönemin yapıtlarını toplu biçimde sunan sergi.

RETT:Yalnızca kız çocuklarında görülen, anormal vücut hareketleri ve konuşma bozukluğuyla ortaya çıkan sendrom.

REV:Eski dilde korku,heyecan.

REVA :Yakışır,yerinde,uygun.

REVAÇ:Geçerli ve değerli olma,sürüm.

REVAK:Binaların önlerinde,üstü örtülü ve önü açık yer. galeri,kemer altı. Sundurma.

REVAKIYE: Aklın egemenliğini,doğaya uygun yaşamayı ve dünya yurttaşlığı ülküsünü amaç edinen stoacılık felsefesinin eski adı.

REVAN: Giden,yürüyen.

REVANİ:Yumurta ve irmikle yapılan,fırında kabarıp piştikten sonra şerbet dökülen bir tür tatlı.

REVENDÜK:Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez.

REVERANS:Selam vermek veya teşekkür etmek için eğilerek veya dizleri kırarak yapılan hareket.

REVERSİ:Dört kişi arasında ve 48 kağıtla oynanan bir iskambil oyunu.

REVİR: Okul,kışla gibi yerlerde hastalar için ayrılmış bölüm.

REVİŞ:Üslup.

REVİZEETMEK: Yenilemek.

REVNAK:Eski dilde parlaklık,göz alıcılık.

REVNAKNÜMA: Türk müziğinde bileşik bir makam.

REVOLVER: Tek parçadan oluşan bir tabanca türü.Altıpatlar.

REVÜ: Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş sahne gösterisi.

REY: İran’da tarihi bir kent.

REYAN :Her şeyin evveli, tazesi, turfanda.

REYB :Kuşku, sanı.

REYE:Çizgili kumaşlar için kullanılan bir sözcük. Çubuklu çizgileri olan kumaş.

REYHAN :Fesleğen’de denilen,yaprakları güzel kokulu bir süs bitkisi.

REYHANİ: Arap abecesiyle yazılan bir yazı türü.

REYHANİ: Mardin iline özgü,kadın-erkek karşılıklı oynanan bir halk oyunu.

REYNADAS:Sefarad Yahudilerinin mutfağına özgü soğan dolması.

REYON: Bir mağazanın yalnız tek tür eşya satılan bölümü.

REYTİNG: Sıralama.

REZ:Eski dilde asma,bağ kütüğü.

REZANET: Ağırbaşlılık.

REZE: İki koldan oluşan T biçiminde menteşe.

REZE:İnce talaş.

REZEDE :Muhabbetçiçeğigillerden , 1,5 m yüksekliğinde , tohumlarından kandil yağı , çiçeklerinden sarı boya çıkarılan otsu bir bitki.

REZENE:Maydanozgillerden,baharlı meyveleri yemeklerde ve bazı içkilerde tat verici olarak kullanılan bir bitki. Gaz söktürücü bir bitki

REZERPİN:Zakkumdan elde edilen ve tansiyon düşürücü olarak kullanılan bir alkaloit.

REZERV: Yeraltında bulunan sıvı,gaz ve katı yakıt,mineral ve doğal kaynakların kullanılabilir potansiyeli.

REZİDANS:Restoranı,otoparkı,havuzu,alışveriş merkezlerini içinde barındıran ve otel gibi hizmet veren gökdelenlerdeki dairelere verilen isim.

REZİDANS:Yüksek dereceli devlet görevlileri ile elçilerin oturması için ayrılan konut.

REZİSTANS: Bir nesnenin elektrik akımına karşı durma özelliği,direnç.Isı oluşturmaya yarayan elektrik direnci.

REZZAK: Bütün yaratıkların rızkını veren Allah.

RF: Rutherfordyum elementinin simgesi.

RG: Röntgenyum elementinin simgesi.

RH: Kan grubunda sabit işaret.Rhesus faktörü.(Bu faktörün isim babası bir maymun türüdür).

RH:Haiti plakası.

RH:Rodyum elementinin simgesi.

RHESUS:Bir maymun türü.

RHODİAPOLİS: Antalya’nın Kumluca ilçesinde antik bir kent.

RIDVAN:İslam inancına göre,cennetin muhafızı olan melek.

RIDVAN:Razı olma,kabul etme.

RIFK: Yumuşaklık,yavaşlık,tatlılık.

RIFKI: King adlı iskambil oyununda kupa papazına verilen ad.

RIH : Mürekkeple yazılan yazıyı kurutmak için kağıt üzerine serpilen çok ince ve renkli kum.

RIHDAN:Eskiden yazı kurutmak için kullanılan özel kumun konduğu üzeri delikli kap.

RIKA:Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi.

RITL:Büyük şarap kadehi.

RIZA: Kabullenme.

RIZALIK:Anadolu’nun bazı yörelerinde kaçırılan kızın,buna razı olduğunu göstermek üzere kendisini kaçıran kişiye verdiği mendil,yüzük gibi armağan.

Rİ :Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel ölçü. Eski Japon uzunluk ölçüsü.,

Rİ: Endonezya’nın plakası.

RİA:Deniz tarafından ırmak ağızlarında yada akarsuların kazdığı derin vadilerin aşağı kesimlerinde oluşan yüksek kenarlı kıyı biçimi. Denizin örttüğü vadi.

RİATA:Fas’ta yaşayan bir Berberi kabilesi.

RİAYET: Saygı gösterme,itibar etme.

RİAYET: Uyma,boyun eğme,sayma,itaat etme.

RİBA:Eski dilde faiz. İslam dinine göre haram sayılan faiz.

RİBAS:Eskiden veba, basur ve mide hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir ravent türü.

RİBAT :Eskiden İslam devletlerinde sınır boylarında gözcülük amacıyla kurulan karakol. İslam mimarlığında kara ve deniz sınırlarının önemli noktalarında yer alan korunaklı yapı.

RİBAT: Diyarbakır yöresinde ayağına ip bağlanarak diğer keklikleri yakalamakta kullanılan kekliğe verilen ad.

RİBAUNT: Basketbolda potadan ya da çemberden dönen ve seken topa sahip olmak için yapılan iş.

RİBERA:Barok dönemin dramatik gerçekçiliği doğrultusundaki dinsel ve mitolojik konulu resimleriyle ünlü İspanyol ressamı.

RİCA: Dileme,dileyiş.

RİCAL:Yüksek makamlardaki devlet adamları. Eski dilde erkekler.

RİCHTER: Amerikalı Charles F. Richter’in depremlerin şiddetini ölçmek için geliştirdiği ölçek. Dokuz dereceden oluşan,depremlerin gücünü ölçme birimi.

RİDA:Dervişlerin omuzlarına örttükleri post.

RİE : Akciğer.

RİEL:Kamboçya’nın para birimi.

RİF:Yelken yarışlarında, yelkenin yüzeyini küçültme eylemi.

RİFAİLİK: Irak’ta 12. Yüzyılda kurulan bir İslam tarikatı.

RİFAMİSİN:Yarı sentetik bir antibiyotik ilaç.

RİFAT: Yücelik.

RİGA :Letonya’nın başkenti.

RİGEL: Gökyüzünün en parlak yıldızlarından biri.

RİGOLETTO: Verdi’nin ünlü bir operası.

RİH :Eski dilde rüzgar, esinti.

RİHTECİYAN (RİHTEGAN): Osmanlılarda top döküm ustalarına ve kalfalarına verilen ad.

RİJİT: Katı,eğilip bükülmez.

RİK:Eski dilde salya.

RİKAB:Eski dilde üzengi.

RİKABDAR:Osmanlılarda hükümdarın ata binerken üzengisini tutan kişi.

RİKABİYE :Sadrazamların veya devlet görevlilerinin padişaha verdikleri armağan.

RİKAZ:Yeraltından çıkarılan define yada maden.

RİKKAT: İncelik,naziklik,sevecenlik,acıma.

RİKŞA:Hindistan’da yolcu taşımakta kullanılan üç tekerlekli bisiklet.

RİL :Kutuların katlama yeri.

RİLA:Bulgaristan’ın ve Balkan Yarımadasının en yüksek dağ sırası.

RİLİ :Yelkenli gemilerde,gabya çarmıklarını ana direğe bağlayan kısa çarmıklar.

RİM :Roma’nın eski adı. Osmanlı döneminde Roma kentine verilen ad.

RİM: Moritanya’nın plakası.

RİM:Maden pisliği, balmumu.

RİMAHAT: Mızrak,süngü,kargı yapma zanaatı.

RİMAYET :Atıcılık.

RİMUR:Özel bir şiir diliyle yazılmış epik İzlanda şiiri türü.

RİN: Eski Japon bozuk parası.

RİNA :Tırpana balığı. Yan kanatları vücuduna yapışık,uzun kuyruklu,iri bir balık.

RİNDAN:Kalenderler.

RİNG: At yarışlarında bahisçiler topluluğu ve bu topluluğun bulunduğu yer.

RİNGA :Uskumru iriliğinde bir balık.

RİNGGİT :Malezya’nın para birimi.

RİNİT :Burun iltihabı,nezle.

RİNJANİ:Endonezya’nın Bombok adasında etkin bir yanardağ.

RİNOLOJİ:Burun ve burun boşluğu hastalıklarıyla uğraşan hekimlik dalı.

RİNT: Hoşgörüsü geniş,açık yürekli ve güvenilir kimse.

RİP: Yüzeni içeriye çeken deniz akıntısı.Yüzey sularını belli bir süre içinde kıyıdan açığa doğru sürükleyen tehlikeli deniz akıntılarına verilen ad.

RİPARİA:Bir Amerikan asması türü.

RİPER:Genellikle bir traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan alet.

RİPOFOBİ: Pislik ve dışkı görmekten duyulan korku.

RİR:Cezayir sahrasında vahalar dizisi.

RİS:Eski dilde öfke.

RİSALE: Küçük kitap,broşür.

RİSET:Bir kimsenin,en çok da Hazreti Muhammed’in Tanrı tarafından halka doğru yolu göstermeye memur edilmesi.

RİSK: İki veya altı oyuncu arasında oynanan bir strateji oyunu.

RİSOTTO:Pirinç ve rendelenmiş peynirle yapılan bir tür İtalyan yemeği.

RİSTURN: Bir tüketim kooperatifinin yıl sonunda üyelerine yaptığı ödeme.

RİŞ:Eski dilde bıyık.

RİŞE:Püskül,saçak anlamında eski sözcük.

RİŞEGİR:Eski dilde kök tutmuş,köklenmiş.

RİŞİ: Hint inanışında kutsal sayılan bilge kişilere verilen ad.

RİŞLİYÖ :İlmekli bir tür sarma işi ve bununla yapılmış işleme.

RİT :Dinsel tören ve kuralları. Ritüel. Mason sırlarının öğretildiği tören.

RİTA: Hindistan’da yetişen ve sabun ağacı da denilen bir ağaç.

RİTA:Gaetano Donizetti’nin bir operası.

RİTALİN:Hiperaktif çocukları sakinleştirmek için kullanılan ilaç.

RİTİM: Müzikte zaman öğesi.Tartım.Dizem.Ses uygunluğu.

RİTON (RYTON):Arkeolojide,genellikle boynuz veya hayvan başı biçiminde içki kadehi.

RİTORNELLO:Müzikte,birbirine karşı öğeler içeren farklı bölümlerinin dönüşümlü olarak seslendirilmesiyle oluşan tekrar bölümü.

RİTÜEL:Ayin.

RİVA:İstanbul’da, üzerinde Ömerli Barajı bulunan dere. Kocaeli yarımadasının en uzun akarsuyu.

RİVİERA: Fransa’daki Cannes yakınlarından başlayıp İtalya’da Cenova körfezine kadar uzanan ve çok canlı bir turizm yöresi olan kıyı şeridi.

RİVİERA: Özellikle kızartma ve yemeklerde kullanılan bir zeytinyağı türü.

RİVİNA: Süs bitkisi olarak yetiştirilen salkım çiçekli bir ağaççık.

RİYA: Gösteriş.Sahtekarlık.

RİYAD: Suudi Arabistan’ın başkenti.

RİYAH: Eski bir Arap kabilesi.

RİYAL:Suudi Arabistan,İran,Umman,Katar ve Yemen’de kullanılan para birimi.

RİYALA(RİYALE): Osmanlı donanmasında amirale eş bir rütbe.

RİYALE : Eskiden padişaha ayrılan gemi.

RİYASET :Başkanlık,reislik.

RİYAZET:Eski dilde nefsin isteklerini kırma,perhiz,diyet.Dünya işlerinden el etek çekmek.

RİYAZİYE:Matematik.

RİYOLİT:Granitle aynı kimyasal yapıda olan kayaç.

RİZOM:Botanikte köksap.

RİZZAİ: Zen Budacılığın Japonya’daki iki büyük mezhebinden biri.

RL :Lübnan plakası.

RM:Madagaskar’ın plaka işareti.

RMM:Mali’nin plakası.

RN: Nijer’in plaka işareti.

RN:Radon’un simgesi.

RNA: Biyolojik bilgiyi kuşaktan kuşağa taşıyan molekül.

RNA: Hücre yapısında bulunan ve proteinlerin oluşturulmasında önemli rol oynayan asit grubu. Protein sentezine yardımcı olan bir asit türü. Ribonükleik asit.

RO:Romanya’nın plaka işareti.

ROBA:Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça, giysi.

ROBAK:Bir cins sincap.

ROBER:Briçte iki manştan oluşan bölüm.

ROBERTZİMMERMAN.:Bob Dylan’ın asıl adı.

ROBMANTO.:Önden iliklenen,ince mantomsu elbise.

ROBOT.:Adını Çek yazar Karel Çapek’in bir tiyatro yapıtından alan ve belirli bir işi kendi kendine yapabilen otomatik aygıt.

ROBSON.:Kanada Kayalık Dağlarının en yüksek tepesi.

ROBUSTA.:Kaliteli bir kahve cinsi.

ROCKMÜZİK.:ABD’de bin dokuz yüz ellilerin ortalarında ortaya çıkan bu müzik tarzı Avrupa’da ve dünyanın diğer bölgelerinde hızla yayıldı.En belirgin özelliği arkaritm,elektronik gitar ve vokallerin yönlendiriciliğidir.70’li yıllarda genç kuşağın isyan ve protesto girişimlerinin simgesi olmuştur.

ROCKN’ROLL.:Amerikan popüler müzik türü.Aslında blues müziğin çok daha ritmik bir türüdür.1950’li yılların sonuna doğru popüler müziğin diğer adı olmuştur.Ses gücü artırılmış elektronik enstrümanlar,gitar,saksafon,bateri,piyano ve bas ilk ritmi vurgulama olanağı sağlar.

RODA .:Düzgün sarılmış halat yumağı. Üst üste halkalar oluşturacak biçimde istiflenmiş halat. Kullanılmamış,açılmamış nebati halat sargısı.

RODAJ.:Bir motorun yavaş yavaş çalıştırılarak alıştırılması.

RODEO:Ata binme ve kement atma gibi becerilere dayalı Amerikan oyunu.

RODEZYA:Zimbabwe’nin eski adı.

RODİ.:Bir konser için sahneyi kuran ve gerekli malzemeleri hazırlayan kimse.

RODOP: Balkan yarımadasında bir dağ kütlesi.

ROK.:Satrançta özel bir hareket.

ROKA.:Turpgillerden,yaprakları salata gibi yenen,20-40 cm yüksekliğinde,sebze olarak bahçelerde yetiştirilen,kokulu,bir iki yıllık bir bitki.

ROKAY.:Batı mimarlığı ve dekoratif sanatlarında 18.yy da ortaya çıkan stilize deniz kabuğu, çakıl taşı ve sarmal motiflere verilen ad.

ROKELA.:Herhangi bir değerli taş yada metali sabitleştirmekte kullanılan yapışkan madde.

ROKFOR:Fransa’nın Rokfor bölgesinde yapılan içi küflü,değerli bir peynir çeşidi. Koyun sütünden yapılan, mahzenlerde olgunlaştırılan, içi özel küflü peynir.

ROKOKO.:Bir pasta cinsi.

ROKOKO:Bir tür süsleme sanatı. 18. yy başında Fransa’da çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bezeme üslubu. Başak iğnesi de denilen bir işleme türü.

ROL:Bir tür küçük ekmek.

ROM:Şeker kamışından şeker yapılırken elde edilen öz suyun,melas ve artıkların mayalandırılarak kurutulmasıyla elde edilen alkollü sert içki.

ROMAİKA .:Yunan ulusal dansı.

ROMAN.:Çingene.

ROMAN.:İnsanın veya çevrenin karakterlerini,göreneklerini inceleyen,serüvenlerini anlatan,duygu ve tutkularını çözümleyen,kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebi tür.

ROMANCERO.:Avrupa balad edebiyatı içinde kendine özgü bir gelenek oluşturan İspanyol halk baladlarına verilen ad.

ROMANESK.:Duygusal,düşçü.

ROMANESK.:Ortaçağ Avrupa’sında mimarlık resim ve heykel sanatlarında birbirini izleyen iki üsluptan birincisi.

ROMANO .:Koyun,keçi ya da inek sütünden yapılan sert bir İtalyan peyniri.

ROMANOV.:Rusya’yı 1613-1917 yılları arasında yöneten hanedan.

ROMANS .:Fransa’da 12. yüzyılın ortasında gelişen ve genellikle şövalyelerin aşklarını konu alan edebiyat biçimi.

ROMANS.:Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü.

ROMANS.:Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış,genellikle kıtalar biçiminde beste.

ROMANŞ.: İtalya’nın kuzeyinde ve İsviçre’de konuşulan bir dil.

ROMANTİZM: Duygusal eğilim.18. yüzyıl sonunda başlayan,duygu , coşku ve sembole aşırı yer veren sanat akımı.

ROMATOLOJİ :Romatizma hastalıklarını tedavi eden tıp dalı.

ROMB:Amerika,Avustralya ve Yeni Gine’de kullanılan,bir sicimin ucunda döndürülen iki tahta parçasından oluşan müzik aracı.

ROMEN RAKAMLARI :I (1) , V (5) , X (10) , L (50) , C (100) , D (500) , M (1000).

ROND: El ele tutuşan dansçıların dönerek yaptıkları toplu dans.

RONDELA:Somun ile sıkıştırılacak parça arasına yerleştirilen,hafif bombeli ortası delik parça. Cıvataların altına yerleştirilen ortası delik yuvarlak pul,metal parça.

RONDENA: Çok canlı ve neşeli bir İspanyol dansı ve müziği.

RONDO:Ana motifin yinelenmesinden ibaret canlı ve hareketli bestelere verilen ad.

RONDO:Sonatların,senfonilerin,konçertoların finali olarak kullanılan müzik biçimi.

RONGE: Kanada’da bir göl.

RONİN:Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray. Gezgin samuray.

RONT:Argo’da dikizleme.

ROOF: İngilizce çatı katı,ruf.

ROP:Çoğu tek parça kadın giysisi.

RORİ:Polinezya yerlilerinin inancında deniz canavarı.

ROSA :Küçük orak.

ROSADA: Galapagos Adaları’nda yaşayan pembe renkli iguana türü.

ROSE: Baş tetanosu da denilen hastalık.

ROSEBUD: Yurttaş Kane’in söylediği son sözcük.

ROSENBERG:Casuslukla suçlanarak 1953 de idam edilmeleri bütün dünyada büyük tepkiler doğuran Ethel ve Julius önadlı ABD li karı kocanın soyadı.

ROSİNANTE:Donkişot’un atının adı.

ROSTO: Koyunun kol-kürek bölümünden elde edilen silindir biçimli et.

ROSTO:Pişirildikten sonra dilim dilim kesilen et.

ROŞAŞANA:Musevilerin yılbaşı bayramı. Yahudi takviminde yılın ilk günü kutlaması.

ROT :Motorlu kara taşıtlarında direksiyon ile tekerlekler arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk.

ROTA: Gemilerin üzerinde gittiği çizgi,izlediği hat.

ROTA: Küçük çocuklarda ishal ve kusmalara neden olan bir virüs.

ROTALA: Bileşik salkım çiçekli su ya da bataklık bitkisi.

ROTARİ :Burguya bir dönme hareketi vererek yapılan kuyu açma yöntemi.

ROTATİF:Saatte binlerce baskı yapabilen bir tür baskı makinesi.

ROTİ:Fırında pişirilmiş,kızartılmış et,rosto.

ROTİL: Otomobilin ön düzeninde bulunan,her yöne dönebilen ve mafsal olarak kullanılan küre biçimindeki parça.

ROTOR: Elektrik motor ya da dinamolarında hareketli bölüme verilen ad. Döneç.

ROYALTİ: Bir lisans ya da marka sahibinin bu hakkını bir başkasına devretmesi karşılığında aldığı bedel,komisyon.

ROYENA: Güney ve tropikal Afrika’da yetişen bir ağaç ya da ağaççık.

ROZALUXEMBURG :Alman kadın devrimci.

ROZBİF: Silindir veya yassı biçimli, kemiksiz,içi çiğ kalmış sığır eti.İple sarıldıktan sonra pişirilen bu yiyecek dilimlenerek sıcak veya soğuk yenir.

ROZE :Pembe renkli şarap.

ROZEHAN: İran’da İmam Hüseyin’in çektiği acıları anlatan öykücülere verilen ad.

ROZET:Cezayir menekşesi de denilen,pembe ya da beyaz renkli çiçekler açan bir süs bitkisi.

ROZET:Kapı kolunun altına monte edilen metal parça.

RÖDÖVANS:Maden ocaklarının işletilmesinin kiraya verilmesi.

RÖFLE:Saç için değişik tonlarda boyama.

RÖGAR: Kanalizasyonda,yer altındaki temizleme parçalarını kontrol etmek ve çeşitli doğrulardan gelen boruları,başka bir doğruya yöneltmek için yapılan baca,lağım bacası.

RÖLANS:Bazı iskambil oyunlarında (pokerde) oyuna sürülen parayı artırmak veya düşünme süresi istemek durumundaki oyuncunun söylediği söz.

RÖLANTİ:Motorlu taşıtlarda motorun en az yakıtla çalışma ayarı.Boşta çalışma.

RÖLATİVİTE:Bağıntı,görelik, İzafiyet.

RÖLE :Bir elektrik devresindeki akımı,başka bir devreden geçen akımdaki değişiklikler aracılığıyla denetleyen aygıt,.değiştirgeç.

RÖLÖVE:Genellikle eski bir sanat yapıtının,bir yazıtın çizilerek veya boyanarak yapılmış kopyası.Bir yapıyı plan,kesit ve görünüşleriyle gösteren çizim.

RÖLYEF:Kabartma;taş.metal,kil,ahşap yada alçı yüzeyi üzerine bazı kesimleri oyuk,bazı kesimleri ise kabartılı bırakmak suretiyle belirtilen oluşturma yöntemiyle yapılan sanat yapıtı;tek boyutlu heykel.

RÖNESANS: On beşinci yüzyıldan başlayarak İtalya’da ve daha sonra Avrupa ülkelerinde hümanizmin etkisiyle ortaya çıkan bilim ve sanat çığırı.

RÖNTGENYUM:Periyodik sistemde 111 sıra numarasıyla gösterilen ve simgesi (Rg) olan en yeni element.

RÖPRODÜKSİYON:Özgün bir yapıtın herhangi bir yolla elde edilen kopyası.

RÖTUŞ:Düzeltme amacıyla yapılan değişme.Fotoğrafçılıkta resimleri basmadan önce cam üzerinde düzeltme işi.

RÖVANŞ: İkinci karşılaşma anlamında spor terimi.

RÖVEŞATA: Futbolda,sırtı kaleye dönük oyuncunun ayaklarını yerden keserek vole vuruşu yapmak için sıçraması.

RP: Filipinler’in plaka imi.

RS:Sırbistan’ın internet kodu.

RSD:Sırbistan parası (kısa).

RSM:San Marino’nun plaka işareti.

RU:Eski dilde yüz,çehre.

RU:Rutenyum’un simgesi.

RUA:İskambil kağıtlarında papaza verilen ad.

RUAM :Sakağı da denilen ve özellikle atlarda görülen ölümcül bir hayvan hastalığı.

RUBA.:Eski dilde giysi,giyecek.

RUBA: Denizcilikte rüzgarı başa alıp yelkenli bir gemiye geri yol verme.

RUBAH: Eski dilde tilki.

RUBAİ:Divan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir.

RUBATO: Müzikte,bir pasajın büyük bir ritim özgürlüğü içinde çalınması gerektiğini belirten terim.

RUBERAH: Yüzü yola bakan,gitmeye hazırlanan.

RUBERU:Yüz yüze.

RUBİ :Mora dönük canlı kırmızı renk.

RUBİKON:Bezikte,bir taraf bin beş yüz sayıyı tamamlayamadan ötekinin üç bin sayı yaparak oyunu bitirmesi.

RUBİKON:Tehlike sınırı.

RUBLE:Rusya’nın para birimi.

RUBU:Eski dilde dörtte bir,çeyrek.

RUD:İran müziğine özgü,lavtaya benzer telli bir çalgı.Kemençe.

RUF (ROOF):Çatı,dam.

RUFAİLİK: Ahmet Rıfat’ın kurduğu,insanın bütün nefis baskılarından,geçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir Sünni sistemi.

RUGAN:Ayakkabı, çanta yapımında kullanılan parlak deri.

RUGİ :Fas’ta sultanı devirmek isteyen kimseye verilen ad.

RUH: Bedenin yaşama gücü.

RUHA: Şanlıurfa kentinin eski adlarından biri.

RUHAM:Eski dilde mermer.

RUHANİ: Müslümanların Hıristiyan din adamlarına verdikleri ad.

RUHBAN: Rahipler,bir mezhebe mensup kilise adamlarının ve rahiplerinin tümü.

RUHİSU:Batı müziğinin şan tekniğinden yararlanarak geliştirdiği özgün bir üslupla halk türkülerini yorumlamasıyla tanınmış müzik sanatçımız.

RUHR: Almanya’da bir sanayi bölgesi.

RUHSATİ:Biçim güzelliği ve yalınlığın egemen olduğu koşmalarıyla tanınmış XIX. yüzyıl halk ozanı.

RUHSATİYE: Bir izin belgesi gerektiği durumlarda iznin verilmesi nedeniyle alınan para.

RUHÜLKUDÜS: Hıristiyanlıkta,baba ve oğul ile birlikte kutsal üçlemenin üçüncü kişisi.

RUHÜLKUDÜS:İslam dininde Cebrail’e verilen bir ad.

RUKA: Yazı için kullanılan kağıt ya da deri.

RULET: Saplı,yuvarlak bıçaklı hamur kesicisi. Pastacıların,terzilerin kullandığı dişli,küçük demir çark.

RULMAN: Bilyeli yatak. Mekanik ve elektrikli sistemlerde kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile dişliler arasına yerleştirilen parça.

RUM:Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse.

RUMBA:Küba’dan Amerika ve Avrupa’ya yayılan bir dans ve bu dansın müziği.

RUMELİ:Osmanlı İmparatorluğu zamanında Avrupa kıtasında kalan topraklarımıza verilen ad.

RUMİ:Anadolu Selçuklularının üsluplaştırdıkları filiz,yaprak ve hayvan motiflerinden oluşmuş dolaşık süsleme.Türk sanatında bir motif.Rumi,Anadolu’ya ait anlamına gelir.

RUMİ:Gaziantep yöresinde yetişen beyaz bir üzüm cinsi.

RUMİNE :Lozan antlaşmasının yapıldığı sarayın adı.

RUMKALE: Gaziantep’in Yavuzeli ilçesinde ünlü bir kale ve kent kalıntısı.

RUMUZ: Gizli kalması gereken ya da istenen durumlarda bir adın yerine kullanılan sözcük.

RUN (RÜN): Eski İskandinav halklarının 3. yüzyıldan sonra kullandıkları,günümüzde ise fal bakmak için kullanılan abece.

RUNİK:Gizemli eski yazı.

RUPİ(RUPİAH):Endonezya’nın para birimi.

RUPİ:Hindistan’ın para birimi.

RUS: Salatası ve ruleti ünlüdür.

RUSA :Üç Urartu Kralının ortak adı.

RUSA: Hindistan’dan Filipinler’e kadar uzanan bölgede yaşayan bir geyik.

RUSALKA: Slav mitolojisinde su perisi.

RUSDAĞI: Lunaparklardaki korku tüneline verilen ad.

RUSHMORE: ABD Başkanları Washington,Jefferson,Lincoln ve Roosevelt’in dev büstlerinin oyulduğu dağ.

RUSTAİ :Eski dilde köyle ilgili,köylü.Köy ve çiftlik yaşamı,kır manzaraları gibi konularda yapılmış resim.

RUSTAVİ: Gürcistan’da bir kent.

RUŞEN :Parlak, aydınlık.

RUŞEN: Belli,meydanda.

RUŞENALİ:Köroğlu’nun gerçek adı.

RUŞENGÜNEŞ:Ünlü viola virtüozumuz.

RUŞEYM: Embriyon,oğulcuk.

RUTENYUM: Sert ve kırılgan bir element.

RUTİN: Sedef otu,domates,karabuğday,kapari gibi bitkilerde bulunan ve damar çeperlerinin esnekliğini arttıran glikozit.

RUTİN:Aralıksız yinelenen ve artık düşünmeden yapılan eylemlerin tümü.Eğitimle değil alışkanlıkla elde edilmiş maharet( beceri).Bir şeyi düşünmeye gerek duymadan hep aynı biçimde yapma alışkanlığı.

RUTUBET:Nem.

RUTUKU:Orta Afrika’ya özgü,manyok bitkisinin kökünden yapılan çok sert bir içki.

RUZ:Eski dilde gün,gündüz.(Çoğulu ruzan).

RUZBA: Özellikle Aleviler arasında yaygın olan telli bir çalgı.

RUZE: Eski dilde oruç.

RUZNAME :Eski dilde günlük olayların yazıldığı defter.

RÜCU:Geri dönme,cayma.

RÜÇHAN:Üstün olma,üstünlük.

RÜESA: Eski dilde reisler,başkanlar.

RÜFEKA :Arkadaşlar.

RÜKN: Temel direk,sütun.

RÜKU:Öne doğru eğilme.

RÜKÜN :Bir kurulun, bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri.

RÜKÜN:Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü.

RÜKÜŞ:Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın.

RÜN: Eski İskandinav halklarının üçüncü asırdan sonra kullandıkları,günümüzde ise fal bakmak için kullanılan abece.

RÜNİK: Kökeni belirsiz,özel göstergelerden oluşan eski yazılar için kullanılan sözcük.

RÜSTA: Eski dilde köy.

RÜSTİK:Köy evi yada köy görünüşü veren,kutsal.

RÜSUMAT:Bazı mallardan devletçe alınan vergiler.

RÜSUP:Tortu,çökelti.

RÜSVA:Ayıplanacak halde olan,rezil.

RÜŞEYM: Embriyon,oğulcuk.

RÜŞT:Erginlik.

RÜŞTİYE: Eskiden Ortaokul derecesinde olan eğitim kurumlarına verilen ad. Tanzimat sonrasında açılan ortaöğretim amaçlı Osmanlı eğitim kurumu.

RÜŞTİYEİ İNAS:Osmanlı döneminde açılan ortaokul düzeyindeki kız okullarına verilen ad.

RÜYET:Eski dilde görme.

RYA:İsveç ve Finlandiya’da üretilen uzun havlı bir cins halı cinsi.

Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 14:50