Pazar, Temmuz 25, 2021
Ana Sayfa Makaleler Kur'anı anlamak mı, anlamamak mı?

Kur’anı anlamak mı, anlamamak mı?

Kur’anı anlamak mı, anlamamak mı?

Selim Sinan ÖZTÜRK

27.Mart.2011

Neymiş efendim, Kur’anı Kerimin meallerinde, Hac sûresi ayet 27 de “Bütün insanlar içinde haccı ilan et ki, gerek yaya olarak ve gerek uzak yoldan gelen incelmiş develer üzerinde sana gelsinler.” diye yazıyormuş. Yaya olarak veya deve ile gelmek emredildiğine göre, otobüs veya uçakla gidince hac kabul olmazmış. Birileri de bu saçmalığı internette yem olarak kullanıp ortalığa e-postayla yaymaya, bulanık suda kafa karıştırmaya çalışıyor. Bana da bir yakınımdan gelen e-postaların içinden çıkmıştı böyle bir yazı.

Dinimizi, Kur’anı Kerimi, Peygamber efendimizi anlamayanlar ancak bu kadar saçmalayabilirdi. Eğer herşey yazılmış olsaydı herhalde 21. asırda bir kendini bilmez çıkacak da deveyle hacca gitmeyince kabul olmayacağını söyleyecek diye de yazardı.

Bu tür düşünceler iyi niyetli bir yaklaşım taşımıyor. Kur’anı Kerime Müslümanca değil, düşmanca yaklaşan eski ve yeni oryantalistler hep varolagelmiştir.

Ayetlerin öncesi ve sonrasıyla, sûrelerin ve Kitab’ın bütünüyle, geçmiş ve geleceğe yönelik mana kapsamıyla ele almayınca insan, körün filin kuyruğunu eline alıp yılan sanması gibi yanlışa düşer.

Hac sûresi 27. ayetteki “dâmir” kelimesine genellikle “yorgun argın, yorgunluktan incelmiş deve” anlamı verilmiştir. M.Esed, Arap dilinde bu kelimenin deveyle sınırlı olmaksızın “çevik, sürat yapmaya müsait hayvan” için kullanıldığına dikkat çeker ve çıkarsama yoluyla “hızlı yol alan her türlü ulaşım aracı” manası verilebileceğini belirtir. (Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, 3. Cilt, sayfa:27)

“Nüzül sebepleriyle birlikte o ayetlerin Rasûlullah Efendimizce nasıl anlaşıldığının ve nasıl yorumlandığının bilinmesi, Kur’anı bir bütün olarak kavrayabilmek için ilk adımda gerekli olan bilgilerdir. Kur’anı Kerim meali okumayı, Kitabullah’ı tanımak ve ondan feyz almak yönüyle düşünebiliriz. Ama asl olan Kur’anın hayata yön veren, hayatı düzenleyen bir kimliği olduğu bilinciyle okunmasıdır.

Kur’anı Kerimin hiçbir dile tam bir çevirisi yapılamayacağı için, onun çevirilerine meal denmektedir. Yani meal Kur’an nazmının eksiksiz bir aktarılışı değil, sonuç itibariyle mütercimin, Kur’an nazmından anladığı şeydir. Yani hiçbir meal ne kadar mükemmel olursa olsun, Kur’an hükmünde değildir.”

Kur’anı Kerim Allah’dan gelen vahiydir. Bir mucizedir. Onda abes hiçbir şey yoktur. Tıpkı kâinattaki her şeyin yerli yerinde yaratılması gibi, hiçbirşey boşuna değildir.

Kur’anı Kerim edebi sanatların şahikasıdır. Bir hayat kitabıdır. Kur’an âyetleri durağan değil yaşayan ve her asra hitap eden ayetlerdir.

Sezai Karakoç’un dediği gibi: “Kur’an, öyle bir merhemdir ki, sesi ayrı derde, sözü ayrı derde, anlamı ayrı derde, te’vili ayrı derde, hikmeti ayrı derde, hükmü ayrı derde, kıssası ayrı derde çaredir. Kur’andır bütün dertlere çare olan. Kur’andan mahrum, vahyden ırak insanlık ne yapsa eksiktir, bir eksiklik duyacaktır.” (1968 – B.Sabah “Sütun”-“Şifa” yazısından)

SeSiÖz
Selim Sinan Öztürk. Ayancık doğumlu. İHO ve AÖF Önlisans mezunu. Okulda duvar gazetesi çıkarırken bazan isim olarak sesiöz yazardı, Necip Fazıl'dan esinlenerek. Sonradan bunu kişisel olarak hazırladığı site ismi olarak benimsedi. Ayancık'tan iyiye güzele yönelik haberler ve yazılar yazmaktı maksadı. Yazmak bazan ihtiyaç gibi oluyor. Böylece birşeyler ortaya çıkıyor işte...

Most Popular

Recent Comments