Ana Sayfa Makaleler Yazmak İhtiyacı Sisler dağılırken biraz insaflıca bakmak

Sisler dağılırken biraz insaflıca bakmak

Sisler dağılırken biraz insaflıca bakmak

 

Selim Sinan ÖZTÜRK

09.Ocak.2014

Bilgisayarla haşır neşir olan herkes, eminim ki “sosyal medya” denilen olguyla kıyısından köşesinden mutlaka tanışmıştır. İnsanların, iyilik ve güzellikleri veya önemli olayları anında paylaşarak birbirlerinden haberdar olabildikleri gibi iyi tarafı da var bu sosyal medyanın. Yalan, iftira, hakaret gibi içerikleri paylaşarak birbirine çamur sıçrattığı kötü tarafı da var.. Hele bu tarafına bakınca gıybet, nemime, bühtan gibi günahlar ne de kolay işleniyor, ister istemez ve de hiç umursamadan… Şair “Ebu Cehil kıtalar aşıyor” diyordu. Şimdi internet üzerinden günahlar sınır tanımıyor sanki. Kızgınlık anında söylediklerimize, yazdıklarımıza, kalbimize dikkat etmeliyiz… Âyeti kerimede Rabbimiz bizi uyarıyor: “Kullarıma de ki; sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.” (İsra-53)

Sosyal medya, gazete ve televizyon gibi kamuoyu oluşturmada çok tesirli bir araç. Siyasi paylaşımlara bakıyorum da insanlar birbirlerine baskın çıkmanın telaşı içinde.. Öğrenmek değil, üstün gelme ısrarındalar.

Bir zamanlar CHP geleneğinden süregelen tarafgirliği olan bir yakınımın eşi vardı. Dindar siyasilere ve dolayısıyle dini söylemlere de karşı tavır almayı kendilerini savunma ve saldırı refleksine sokarak sürdürürlerdi. Bir şey sorar, itham eder, cevabını verince hemen bir başka soruya geçer, bazan doğru dürüst cevap bile veremeden bir başka soruya geçer, sıkboğaz ederdi… Şimdi aynı şey internet yazışmalarında oluyor.

***

Türkiye 2013 yılının ortasında başına örülen gezi bahaneli kaostan sonra, yılın son günlerinde tam da seçime 90 gün kala şimdiye kadar denenmemiş bir saldırı çeşidiyle karşı karşıya geldi.

Askeriyede üstlerinden habersiz birtakım yapılanmaya giderek darbe yapmaya heveslenenler gibi, yargı ve emniyette bazı kimseler çıkmış, âmirinden bile habersiz, birbiriyle alakası olmayan üç ayrı suçu birleştirerek sansasyonel bir olaya imza atmışlar. Basın yayın organları zaten böyle bulanık ve ortalığı sarsan olayları sever, merak uyandırdığı için… Ama bir de bakıyorsunuz ki sosyal medyada, ne oluyor demeye kalmadan, baskın basanındır diyerek hemen suçlu ilan etmeler başlıyor. Dolduruşa gelerek kendi kafalarında oluşturdukları şablonlarla Ak Partiyi, Hükümeti, dolayısıyla Tayyip Erdoğan’ı karalamaya çalışıyorlar. Olayın gerisindeki maksat da bu belki de. Çamur at izi kalsın mantığı. Solcuların eski bir taktiğidir bu. Doğrudan yıkamadıkları bir yapıyı kıyıdan köşeden yaralayarak güçsüz hale getirmek.

Nedendir bu Tayyip Erdoğan düşmanlığı? Niçin?

İnsaf sahibi herkes hak verir ki Türkiye, Cumhuriyet döneminin en başarılı hükümetiyle yönetiliyor. Gözünü bu hükümet döneminde açanlar bilmezler tabi… 40-50 senelik yönetimler döneminde nasıl idare edildiğimizi bizim gibi yaşı ilerlemiş olanlar yaşayarak gördüğü için bilirler. Ekmek, yağ ve gaz kuyruklarından, sokakları dağlar gibi çöp yığınlarıyla dolu günlerden bu günlere geldik.

Karşı olabilirsin, sevmeyebilirsin, ama bu kadar düşmanlık niye? Sonuçta bu memlekete büyük hizmetler yapmış biri. Dur durak bilmeden millet için, ümmet için hayatını ortaya koyarak koşturup duruyor. Sabah bir yerdeki konuşmasını izlerken, akşam başka bir yerdeki nutkuna şahit oluyoruz… Ekonomide, sağlıkta, belediyecilikte, kara-deniz-hava yollarında ve dış politikadaki başarılarını insaf sahibi herkes kabul eder.

***

Sisler dağılmaya başladıktan sonra gördük ki hükümete karşı bu olaylar dersanelerin dönüştürülmesi projesinden sonra başladı. Bu arada bir cemaatin medyasının yayınlarının 180 derece ters bakış açısıyla ve kardeşlik hukukunu düşünmeden saf değiştirmiş olduğu görüldü. Müslümanca düşünenler arasındaki bölünmeler en tehlikeli, en acımasız bölünmeler olarak bilinir. Bunu bilerek kardeşliği zedeleyen şeylerden sakınmak gerekmez mi?

Zaman gazetesini, kasım 1986 da ilk çıktığından beri, bazan devamlı, bazan ara ara aldım. Çünkü bana hitabediyordu. Şimdiki halini görünce doğrusu şaşırıyorum. Böyle bir bölücülük yapılacağını hiç tahmin etmezdim. Okullar dersanelere ihtiyaç duymayacak hale gelse kime ne zararı var. Bunun için yardımcı olmak varken, kılıçları çekmek, dönüşü zor yollara yelken açmak, neyin nesidir. Vel hâsıl, zaman gazetesi bir okuyucusunu daha kaybetmiş oldu…

Ve hiç yakıştıramadığımız bedua meselesi…

Peygamberimiz (AS.) Tebük seferinde, Semud kavminin helâk olduğu Hicr denilen mevkiden sahabeleriyle geçerken hızlı geçmelerini tavsiye ediyor, belanın tesirinden sakındırmak için. Çünkü kahır mekânları, dûçâr olduğu felaketin kaderini kıyamete kadar devam ettirirmiş… Şimdi Fethullah hocanın bedduası TV’lerde internette kol geziyor. Evlere farkında olmadan bela yağıyor sanki.. Hani kuyuya bir taş atılmış, kırk akıllı çıkaramamış derler ya.. Şimdi istese de bu imaj, kolay kolay değiştirilemez. Hep böyle hatırlanacak, yazık oldu…

***

Yolsuzluk diyerek yapılan operasyonda “cambaza bak” manevrasıyla Türkiye’nin milyarlarca dolar kaybının sorumlularından hesap sorulmayacak mı? Türkiyenin kaybını ve bu zararını, ortalığı bilerek karıştıranlardan alınsa yeridir… Daha yolsuzluk var mı yok mu, mahkeme kesinleşmiş değil.. Başladılar hırsızlar, yolsuzlar demeye. Asıl hırsızlık-yolsuzluk bu değil mi? Daha ne olduğunu bile anlayamadan milletin cebinden milyarlarca dolar zarara sebep oldular…

Şimdi, fırsat kollayıp ortalığa çıkan yürüyüşcülere bakıyorum, devrimci bilmemneciler.. Anarşiye ve çapulculuğa tapanlar… Kendilerinden başkasını adam yerine koymayanlar… Yakıp yıkmaktan başka bildikleri olmayan memleketin kayıp insanları…

Birgün, cumadan çıktım geliyorum. İçki büfesinin önünde adam konuşuyor, ortalığı çalkalayan siyasi yolsuzluk operasyonu hakkında. “Öte dünyada hesabını verirler..” diyor. Şair, gülelim ağlanacak halimize demiş ya, ona benziyor bu da.. Kendisi cumaya gitmemiş, üstelik içki satışı yapan dükkânı var. Kendi hesabını düşünmüyor da başkasının hesabına kafa yoruyor. Merak etme hesap zamanı herkes hesabını görür.. Sen önce aynada kendine bak, âhiret aynasında nasıl görünüyorsun, bir düşün. Öyle değil mi?

“Beraati zimmet asıldır”. Bu evrensel hukuk normundan bir kaide. Mecelle kaidesi. Yani, kişiler suçları sabit oluncaya kadar masumdur. İftira at izi kalır mantığıyla, olmayan şeyi varmış gibi göstermek suretiyle kişileri zan altında bırakmaya kimsenin hakkı yok…

Bu millet, baktığında kendisini gördüğü liderlere inandı. Biz inanıyoruz ki yolsuzlukların kökünü kurutarak iktidara gelen Tayyip Erdoğan hükümeti, gerçekten yolsuzluk olmuşsa bunun üzerine gitmekten asla çekinmez.

Bazılarının Tayyip Erdoğan düşmanlığı o kadar abartılıyor ki, varlığına bile tahammül edemiyorlar. Çoğu onunla bizzat görüşmüş de değil. Dolduruşa geldiklerini de farkedemiyorlar. Ağzına geleni söyleyenler, hakaret edenler, düşmanca duygular besleyenler eğer mü’min iseler günaha giriyorlar muhakkak…

İslamın ilk yıllarında müşrikler Peygamberimize de Mekke’de tahammül edememişler, hatta hayatına kasdetmek üzere tuzak kurmuşlardı. Ancak Allah’ü Teâlâ’nın irade ve takdiri her türlü iradenin üstündeydi. Âyeti kerimede buyuruluyor: “Hatırla ki, kâfirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en iyisidir.” (Enfal:30) Evet herkesin bir hesabı varsa Allah’ın da bir hesabı var. Zulmedenler muhakkak karşılığını görür. Dönüş ancak O’nadır.

***

Pavlov’un köpeği deneyi vardı Psikoloji dersinde.. Bazı yazarlar aklına taktığı bir takıntıyı, hep aynı şeyi tekrar ederek tekrarlıyorlar. Okuyanları da aynen o deneydeki gibi şartlandırıyorlar. Yani kutu deyince, gezi deyince, yolsuzluk ve hırsızlık deyince hedeflerindeki algıyı oluşturmaya çalışıyorlar. Bunu yapanların tek amacı var. Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı. Çünkü gittikçe güçlenen, çoğalan, yayılan bir Tayyip Erdoğan sevgisi var. Bunu yok etmek için bıkmak bilmez bir şekilde saldırıyorlar.

İnanıyoruz ki hepimizin sahibi olduğu gibi O’nun sahibi de Allah’tır. Bizim için bu kadar canla başla çalışan bu insana karşı bizim yapabileceğimiz yardım da içten gelen dualarımız olur ancak. Ya Rabbî… Benim gücüm oralara yetmiyor. Senin gücün herşeye yeter. Bizim için gecesini gündüzüne katan Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı sen bütün kötülüklerden muhafaza eyle, yardımını esirgeme üzerinden…

SeSiÖz
Ayancık doğumlu. İHO ve AÖF Önlisans mezunu. Okulda duvar gazetesi çıkarırken bazan isim olarak sesiöz yazardım, Necip Fazıl'dan esinlenerek. Sonradan bunu site ismi olarak benimsedim. Ayancık'tan iyiye güzele yönelik haberler ve yazılar yazmaktı maksadım. Yazmak bazan ihtiyaç gibi oluyor. Böylece birşeyler ortaya çıkıyor işte...

Most Popular

Recent Comments