Pazar, Haziran 13, 2021
Ana Sayfa Yazılarım Eskiden Yazmıştım Türkeli İmam Hatip Lisesinin temeli törenle atıldı

Türkeli İmam Hatip Lisesinin temeli törenle atıldı

Türkeli İmam Hatip Lisesinin temeli törenle atıldı

Selim Sinan Öztürk

02.061980 – Türkeli’nin sesi

11 Mayıs 1980 Pazar günü, Sinop’un şirin bir ilçesi olan Türkeli’de İmam Hatip Lisesi’nin temeli Vali, Kaymakam, Vaiz, Müftüler ve kalabalık bir misafir topluluğu huzurunda törenle atıldı.

Yıllardır halkın isteği ve çabası doğrultusunda sürdürülen, İmam Hatip Lisesi için okulu açma ve binasını yapına çalışmaları yeni bir safhaya girdi. 11 Mayıs’ta ilçe, bir bayram havası içinde temel atma merasimini gerçekleştirdi.

Terene Sinop Valimiz geç geleceğinden, o gelene kadar Kur’an Kursu talebelerince, “İmanlı Gençliğe” ve “Aziz Yurdum” şiirleri okundu. Yapraklı köyü İmamı Mustafa Işık, Kur’an-ı Kerim okudu ve Kurs talebelerinin şiirleri devam etti.

Nihayet, takdimci Sinop İmam Hatip Lisesi öğretmenlerinden Avni Bey, saat üç buçuğa gelirken Sinop Valisi’nin gelmekte olduğunu bildirdi. Valinin, yanında Türkeli ve Ayancık Kaymakamları, Milli Eğitim Müdürü ile törene iştirak etmesinden sonra program, Dernek Başkanı Hakkı Özcan’ın kısa bir konuşmasıyla açılmıştır.

Ardından Ayancık İmam Hatip Lisesi Meslek Dersi Öğretmeni Osman Özişler bir aşır tilavet etmiştir. Kur’an Kursu talebelerinin şiirlerinden sonra törende dini konuşmayı yapmak üzere kürsüye Sinop Merkez Vaizi Abdullah ARSLAN gelmiştir.

Allah’a Hamd ve Resulüne salât ve selâmdan sonra Vaizimiz sözlerini şöyle sürdürmüştür:

“Dünyada temeller atılıyor. Bütün fabrikaları iyice kullanacak, çalıştıracak, mekteplerde gerçek eğitimi tatbik edecek nesilleri yetiştiren, insanı insan yapacak eğitimi gösterecek olan temeller de atılıyor. Dünyada küfrün de temeli atılıyor İslâmın da. Hayrın da temeli atılıyor, şerrin de. Ahlâkın da temeli atılıyor, ahlâksızlığın da… İşte biz Elhamdülillah bugün buraya ahlâkın, faziletin, maneviyatın, insanın her türlü ihtiyacına karşılık verecek bir eğitimin temelini atıyoruz. Mevlâm Türkeli’li kardeşlerimizden ve bütün müslümanlardan razı olsun.

Niçin bu temeli atıyoruz?..

Bu niçini anlamak için insanı anlamak lâzım. İnsanı anlamadan bu temeli anlayamayız. İnsanın değerini, ehemmiyetini, yaratılışını anlamadan bu temelleri anlamak mümkün değildir.

(MEN AREFE NEFSEHÜ FEKAD ARE-FE RABBEH) buyuruyor Cenabı Hak, hadisi kudsisinde. “Kim nefsini bilir, kim kendini bilirse Rabbını da bilir.”

Onu bir damla meniden, insan şekline koyan kim?

Onun parmaklarını, çayını içmek için, kahvesini yudumlamak için boğum boğum yaratan kim?..

Onu gideceği yere kadar yürümesi için yürüten adımları, atılan adımları yaratan kim?

Eğer dizimiz bükülmeseydi nasıl oturacaktık? Nasıl istirahat edecektik?.

Eğer şu dudaklar yaratılmasaydı şeklimiz şemailimiz nasıl olurdu?.

Şu gözler bu şekilde değil de altlı üstlü yaratılsaydı, kulaklarımız olmasaydı, dişlerimizi mevlâm yaratmadaydı hâlimiz nice olurdu?

İşte bunları düşünen insan Rabbını bilir, Rabbını tanır. Biz dış organları saydık. Acaba insan sadece dişten, kemikten, etten, deriden, saçtan ve diğer kemiklerden mi ibarettir? Hayır!.. Bunlar hayvanlarda da vardır. Onun da gözü var. Onun da dişi var. Onun da kulağı var. Ama insanı hayvanlardan ayıran bir hususiyet, bir özellik var… O ruhtur. O kalptir. O maneviyattır. O Cenabı Hak Celle Celâlühünün yarattığı bir sırdır.

İşte biz, nasıl salça fabrikasıyla midemizin ihtiyacını, nasıl silâh fabrikasıyla korunma ihtiyacımızı, savunma ihtiyacımızı karşılıyorsak kalbimizin ruhumuzun gıdasını almaya da ihtiyacımız var.

İnsanoğlu materyalist olduğu zaman, maddeci, işkembeci, mideci olduğu zaman mesut olamaz, huzursuz olur. Bugün dünyada olduğu gibi, insanoğlunun huzura kavuşması için insanoğlunun insanca yaşaması için maneviyatı ona vermek, ruhi eğitimi yaptırmak, kalbinin gıdasını vermek şarttır kardeşlerim.

Cenab-ı Hak (c.c.) Kur’an-ı Azimüşşânında bu hususu şöyle beyan ediyor :

(ELA Bİ ZİKRİLLAHİ TATMEİNNÜL KULÛB)

Uyanık bulununuz ey Vali; Uyanık bulun Ey Reisicumhur, Uyanık bulun ey Bakan, uyanık bulun ey Kral, uyanık bulun ey padişah, uyanık bulun ey Kaymakam, uyanık bulun ey Çiftçi, uyanık bulun ey erkek, uyanık- bulun ey kadın, insanım diyen herkes, dikkatli olun!. (Bİ ZİKRİLLAHİ TATMEİNNÜL KULÜB) «Kalpler ancak Allah’ın zikriyle tatmin olur» diyor yüce Mevlâm.

Bir kalp ki onda iman yoktur. Bir kalp ki onda fazilet yoktur. Bir kalp ki onu yaratan Hz. Allah’tan gafildir; o insanın ve o insanların meydana getirdiği insanlığın mesut olması mümkün değildir.

Muhterem Kardeşlerim!.. İnsanı insan mı iyi bilir, yoksa o insanı yaratan Hz. Allah mı iyi bilir. O insanın nasıl mesut olacağını insan mı tayin eder, yoksa onu yaratan yoktan vareden Hazreti Allah mı onun huzurunun temin edilmesi için prensipler vaz’eder?..

İşte onun için Hz. Allah ne diyor: Ey sarhoş içmekle huzura kavuşamazsın. Ey kumarbaz, oynamakla huzura kavuşamazsın!. Ey zinâkâr, aileleri viran etmekle çocukları yetim bırakmakla cezaevlerini doldurmakla huzura kavuşamazsın! Misâlleri çoğaltabiliriz. Ya neyle huzur kavuşur? Yaratanımızı tanımak, onun yolunda gitmek, ona kul olmak Hazreti Muhammed’in izini takib etmekle.

Odur âhir hak Peygamber. Ona salât, selâm gönder,

Cihanda en büyük önder. Muhammed’in izindeyiz,

Tende kalan bir can ile, Aşk ile pür iman ile,

Biz Hazreti Kur’an ile, Muhammed’in izindeyiz.

İnsanlık, bugün dört milyarı geçen insanlık, Muhammedin izine tabi olmadıkça, kalb yolunu tutmadıkça huzur yüzü göremiyecek, vahşetten kurtulamıyacak, ızdırapları dinmeyecek, milletler birbirlerini yoketmek için silâh yarışma girişecek, milyonlarca müslüman yeryüzünde katledilirken hiçbir Allahsız ona ses çıkarmıyacaktır. Niçin? Kalpten gafil oldu. O manevi gıdayı alamadı. Kendini yaratanı tanıyamadığı için.

İşte Türkeli’li kardeşlerim. Ne mutlu sizlere. Bu ihtiyacı duymuş, bunu düşünmüş, ikibin nüfuslu şu memleketimizde İmam Hatip Lisesinin temelini atmak için gayret sarfetmişsiniz. Bütün gayret sarfedenlerden, sevenlerden, yardım edenlerden Allah razı olsun.

(VE TEAVENU ALEL BİRRİ VETTAKVA, VELA TEAVENU ALEL İSMİ VEL UDVAN) buyuruyor Cenab-ı Hak Kur’an-ı Keriminde. “İyide, hayırda, fazilette, Allah’ın yolunda yardımlaşın. Zulümde, haksızlıkta, içkide, kumarda, zinada, dinsizlikte, asla ve kat’a yardımlaşmayın” diyor Hazreti Allah (c.c.).

Ama ne diyor mü’minin çoğu bugün. Gel kardeşim gel kafa çekelim diyor. Çektikte elimize ne geçti. Gel kardeşim kumar oynayalım diyor. Oynadıkta elimize ne geçti. İşte Sinop’ta görüyoruz, kahveler ağzına, kadar dolu kumar oynuyorlar. Bütün sahillerin birçoğunu gezdik böyle. Elimize birşey geçti mi? Elimize geçen nedir? Dünya bakımından ilerledik, terakki ettik mi? Hayır. Yine dünyada 80 küsürüncü sıradayız. O halde maddi ve manevi ilerlemenin yolu yine bu yuvalardan geçer. Maneviyatın tatmin edilmesinden, genç yavrularımızı manen yetiştirmekten geçer. Bu müesseselerden yetişen yavrularımız; nasıl diğer fabrikalar maddi ihtiyaçlarımızı karşılıyorsa bunlarda manevi ihtiyaçlarımızı karşılayacaktır ve biz buraya bunun için toplandık.

Soruyor Cenab-ı Hak Kur’an-ı Keriminde : (VELEKAD YESSSERNEL KUR’ÂNE LİZ ZİKRİ FEHEL MİN MÜDDEKİR). “Biz Kur’an-ı indirdik, kolay kıldık. Niçin? Anlaşılması için, öğretilmesi için, eğitiminin yapılması için.” Burada şu gerçeği haykıralım. Senelerce memleketimizde, “Din bir vicdan işidir. Kimsenin dinine imanına karışılmaz” diye propaganda yapıldı. Allah’la kul arasına kimse giremez dendi ve din eğitimine ara verildi. Bugün bunun ızdırabını yaşıyoruz. Allah’la kul arasına papazlar gibi kimse giremez. Ama Allah’la kul arasında Peygamberler vasıtadır. Allah’la kul arasında ulema vasıtadır, din-i mübin-i İslâmı öğretmek için, Cenabı Hak onları bir vasıta kılmıştır.

Binenaleyh, din bir vicdan işidir, bir cüzdan işidir diye bu hale geldik. İnşallah zararın neresinden dönersek kârdır fehvasınca bu davayı yürüteceğiz. Zaten Anayasanın 19. maddesi, yanılmıyorsam 10-11 ve o aradaki maddeler, her Müslüman Türk diyor, çocuğuna dini terbiyeyi vermekle mükelleftir veya verebilir. Mani olan birsey yoktur. Biz bunlardan istifade ederek bu ihtiyacımızı da karşılamak için bu okulları açıyoruz. Bir taraftan Liseler, Sanat Okulları, Ticaret Liseleri devam ederken, öbür taraftan da manevi eğitimi verecek elemanları yetiştirmek lâzımdır.

Cenabı Hak buyuruyor: “Andolsun biz Kur’an-ı kolaylaştırdık” diyor. Ama senelerce ne denmiştir. Aman aman ha, Kur’an-ı öğrenmek kolay değildir. Hem kafası karışır kafası. Kur’anı Kerimi öğretmeyin kafası karışır çocuğun, dendi… Maalesef Kur’anı Kerimi öğretmediğimiz için kafası karışmıştır. Kimisi Lenin diye, kimi Stalin diye bağırmaktadır. Bu şehitler memleketinde baykuş sesleri ötmektedir. Niçin? Kur’anı Kerimin hedefi olan dini terbiye, Allah’a kul olma terbiyesi verilmediğinden dolayı.

Kur’an şöyledir, Kur’an böyledir, Kur’an karın doyurmaz, Kur’anı öğrenmek güçtür sesleriyle bu hale geldik… “Ne hale geldik hocam, bundan iyi zaman mı olur,” diyenlere sözümüz yok. Ama aklı başında olan herkes memleketin nereye gittiğini görmekte, Reisicumhurundan Valisine, Kaymakamına kadar herkes, huzur, huzur, huzur diye bağırmakta, söylenmekte ve konuşmaktadır. İşte huzurun kaynağı Kur’andır, dini eğitimdir, İslâmdır.

Var mı düşünen diyor Cenabı Hak. Var mı idrak eden bunu? Şimdi müsterih olarak diyoruz ki Türkeli’ler olarak “Ya Rab, sen diyorsun ki Kur’anında; Kur’anı kolaylaştırdım, var mı düşünen, var mı onu öğrenmek isteyen?” Siz de cevap verdiniz, “Ya Rabbî, biz Kur’anı öğrenmek istiyoruz. Evlâtlarımıza öğretmek istiyoruz. Bunun için temel atmaya geldik, bunun için buraya toplandık” diyorsunuz ve sizi müjdeliyoruz. İnşallah şu esnada melekler sizi tavaf etmektedir.

Delilimiz var. Kafadan konuşmak müslümana yakışmaz…

Bugün müslümanların çoğu kafasına göre müslüman, Allah’ın dinine göre değil. Açık söyleyelim. Birbirimizi kandırıp da ahiretimizi mahvetmeyelim.

– Kardeşim niçin içki içiyorsun?..

Bir bardak içmekle birsey olmaz, diyor, bu niye haram olsun-.

– Sen niçin kızını açık gezdiriyorsun?

Ne olmuş diyor, yirminci asırda örtünmek olur mu? Hangi zamanda yasıyoruz… Adam kafasına göre müslüman.

– Niçin faiz yiyorsun? Allahü Teâlâ: (EHALLELLAHÜL BEY’A VE HARRAMERRİBA) buyurmuyor mu?.

Ooo, şimdi faizin haram olduğundan bahsedilir mi? Ve bu şekilde kendimize göre müslüman olduğumuzdan dolayı bu ızdırapları çekiyoruz.

İnşallah Türkelili kardeşlerim, bu temel kısa zamanda yükselir, bu temel inşallah sizlerin gayret ve yardımlarınızla yükselir. Köylerde kentlerde olan birçok talebe kardeşlerimiz, ilkokuldan sonra gelirler dini eğitimini öğrenirler, insanı bir bütün olarak değerlendirirler, sadece mideden ibaret olmadığını, onun bir kalbinin, bir ruhunun olduğunu bunun da bir gıdaya ihtiyacı olduğunu, bu gıdanın Kur’an, bu gıdanın İslâm, bu gıdanın Zikrullah, bu gıdanın Allah’ı hatırlamak olduğunu anlatırlar. Biz sözlerimize son verirken hepinizi Allah’a emanet ediyor, Allah’ın yolunda, İslâmın yolunda birleşmeye, anlaşmaya, kaynaşmaya, sevişmeye davet ediyoruz,

(VA’TESIMÜ Bİ HABLİLLÂHI CEMIAN VELÂ TEFERRAKU) buyuruyor Cenabı Hak :

“Ey Müslümanlar! Allah’ın ipine sarılın Allah’ın.. Parçalanmayın, bölünmeyin. İslâmdan ayrılmayın. Dünyada da perişan olursunuz, ahirette de, veya geçici olarak müminseniz perişan olursunuz..

Bak ne güzel. Emin olun, şu topluluğa bakınız. Şu topluluk bir kahvede olsaydı, burada emniyetten kardeşlerimiz var, burada Vali Bey var, Kaymakam var. Kahvede olsaydı bu topluluk, en azından birbirlerine küfredenlerdi. Sen kazandın, ben kaybettim davasından. Meyhanede olsaydı dostça oturup düşmanca kalkarIardı.

İşte şu huzuru, şuradaki huzuru, saadeti, memleketimizin sathına yaydığımız an bütün huzursuzluklar sona erecek. İnsanlığımızın şerefini, kıymetini anlayacak, Allah’a gerçekten kul alacağız.. Tekrar sizi Allah’a emnet ediyorum, hepinize dünyevi ve uhrevi saadetler diliyorum. Esselâmü aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekâtühü.”

Muhterem Vaizimiz Abdullah Arslan’ın misafirlerin gönlünü fetheden konuşmasından sonra Sinop İmam Hatip Lisesi talebesi Yunus Demircioğlu “Tamam mı” isimli şiiri okudu :

Unutma tez geçer zulmün ezası. Sabretmeyi bileceksin tamam mı!.

Yiğite ar değil bahtın kazası. Sabretmeyi bileceksin tamam mı!.

Geri dönmek yoktur güneş doğmadan. Rahmet nuru karanlığı boğmadan,

Hakikat yolunda boyun eğmeden. Gerekirse öleceksin tamam mı!.

Yenilir mi inanmışın imanı. Böyle bir gerçeğin olmaz gümanı.

İnşallah başlarsa hesap zamanı. Haklarından geleceksin tamam mı!.

Yolumuz her zaman Allah yoludur. Bu yoldaki ölüm oğul balıdır.

Hak haklının en mukaddes malıdır. Vermezlerse alacaksın tamam mı!.

Çevirmez ahını Allah öksüzün. Pek basittir devrilmesi köksüzün

Her kim olsa haksızlığı haksızın. Sırtına çalacaksın tamam mı!.

Uyuşukluk şifa bulmaz illettir. Korkaklık en âdi en pis zillettir

Adalet ne güzel ne hoş nimettir. Hep doğruyu bulacaksın tamam mı!.

Yalana hayır da gerçeğe evet. Mücadele şarttır, kalsan da tek fert

Bir de ötesi var buranın elbet, Nasıl olsa göreceksin tamam mı!.

Bu arada törene gelen kutlama telgrafları okundu. İlk olarak Başbakan Süleyman Demirel’in telgrafı okundu. Demirel: İnşaatın Türkelililere hayırlı ve uğurlu olmasını diledi. Daha sonra yedek subaylığını yapmakta olan Türkeli eski müftüsü M. Emin Parlaktürk’ün telgrafı okundu. Parlaktürk: İHL. inşaatının Türkelimize ve İslâm âlemine hayırlı olmasını diledi. Daha önceki müftü Abdullah Çevik’de telgrafında: bu teşebbüsü kutladı ve hayırlara vesile olmasını diledi.

Bundan sonra Türkeli Kaymakamı M. Nuri GÜL mikrofona geldi:

“Sayın Valim. Pek değerli davetlilerimiz ve sevgili Türkeli’liler. Türkeli İmlam Hatip Okulu Yaptırma ve Yaşatma Derneği’nin yapımına giriştiği İmam Hatip Okulunun temelini atmak töreni nedeniyle buradayız. Hepinize hoşgeldiniz diyor, saygılar sunuyorum.

Törene sayın Valimizin ve diğer yetkililerin de katılması bizleri daha da mutlu kılmıştır. Kendilerine içten şükranlarımızı arzetmek istiyoruz.

Türkeli İmam Hatip Lisesi Yaptırma ve Yaşatma Demeği kısa süre önce kurulmasına rağmen yoğun bir bağış kampanyasına girişmiş, arsasını bağış yoluyla temin etmiştir. Devlet ve vatandaş yardımı sayesinde kısa sürede bitirilmesi ümidi taşınmaktadır. Bu konuda Sayın Valimizin ilgi ve desteklerini esirgemiyeceklerini umuyoruz.

Şu ana kadar ilgi ve yardımını esirgemeyen ve bundan sonra da ilgi ve yardımını esirgemeyecek olanlara teşekkür eder, bir eğitim ve öğretim kurumu olarak şu anda temeli atılacak olan İmam Hatip Okulunun bütün Türkeli’lilere hayırlı ve uğurlu olmasını diler saygılar sunarım hepinize.”

Daha sonra Türkeli Belediye Başkanı Şükrü Gürleyen mikrofona geldi:

“Bundan evvelki konuşan arkadaşlarımız elbette ki benim söyleyeceklerimi söylediler. İmam Hatip Lisesinin temel atma merasimi için hafta tatilinizi heba ederek buraya kadar geldiğiniz için hepinize Türkeli halkı adına teşekkür eder, hoşgeldiniz derim.

Biz Türkeli’mizde bir ilim seferberliğine girişmiş bulunuyoruz. Hazreti Peygamberimiz: “İlim Çin’de de olsa gidip bulun” demiştir. İlimsiz hiçbir şeyin yapılmayacağını hepiniz bilirsiniz. Bu inançla bu tesisin temelini atmak için buraya toplandık.

Bildiğiniz gibi Türkeli 2100 nüfuslu bir ilçedir. Herşeye muhtaç bir kitleyiz. Bu tesis yardıma muhtaç bir tesistir. Onun için yardımlarınızı esirgememenizi diler, hürmetlerimi sunar, selâmlarım.”

Sinop İmam Hatip Lisesi Müdürü Turgut Türkcan’da konuşmasında şöyle demiştir:

“Okulumuzun üçte bire yakın öğrencisi; takriben yüze yakın öğrenciyi sizden almış bulunuyoruz. Bizim pınarımızın ayaklarından birisi de elbette ki Türkeli’dir. Bundan sonra da yardımını göreceğimize inanıyoruz. 1950 dönemine kadar bir İmam Hatip camiasına ihtiyaç vardı. Mescitlerimiz camilerimiz din görevlisine muhtaçtı. Bu ihtiyaçtan doğan temeller o zamandan bu zamana atılmaktadır. Sizlere şunu diyeceğim. İnşallah Allah hayırlı eyler.”

Kürsüye gelen Ayancık İmam Hatip Lisesi Müdür Vekili İbrahim Hallaç, konuşmasına huzurdakileri selâmlayarak başlamış ve şöyle demiştir:

“Son anda baktık ki isimler değişti İHL’de görev yapan arkadaşlar davet ediliyor. Sanılıyor ki yeni yeni şeyler söylenecek. Aslında herşey söylendi. Zaten siz söylemiş, karar vermişsiniz, biz ne diyeceğiz. Allah hayırlı eylesin.

Değerli kardeşlerim. Türkiye’mizde şu anda 340 tane İmam Hatip Lisesi vardır. Ben Allah’tan diliyorum, 341 inci bu olacak, inşallah!.

Abdullah Bey Hocamızın sözlerine biz ne ekleyebiliriz ki, o herşeyi söyledi. İHL.’ne bu kadar yüklenildiğine göre, canü gönülden desteklendiğine göre demek ki bir ihtiyaçtan dolayı yapılıyor. İHL bir ihtiyacın bir zaruretin neticesidir. İmam Hatip Liseleri 1950 de faaliyete geçmiş, bir inkıta’ devresinden sonra, nihayet 1958’de mezun vermiş, otuz yıldan beri de mezun vermektedir. Milletimizin ihtiyacını her geçen gün karşılamaktadırlar.

Memleketler sadece fabrika bacalarıyla, minarelerin yükseklikleriyle kalkınamıyacaktır. Mutlaka, nasıl ki maddi doktorlar varsa, milletin, insanların manevi doktorlara, gönül doktorlarına, gönül sultanlarına da ihtiyacı vardır. Hocamızın da buyurduğu gibi insan sadece etten ve kemikten meydana gelmemiştir. Onun ruhunu da gıdalandırmak lazımdır. İnsana maddenin yanında maneviyatı da öğretmek lâzım.

Onun için manevi doktorlara ihtiyaç vardır. Bu manevi doktorlar Türkiye’mizin çeşitli ücra köşelerinde yetiştiği gibi bundan sonra da Türkeli İHL.’de de kısa zamanda yetişecektir.

Görüyoruz ki insanlar hep birbirinden şikâyetçi. İslâmın anlayışına göre 40 haneye kadar herkes birbirine yardım etmek zorundadır. İslâmın görüşü budur. Ama bugün bir evde bir âbi bir kardeş birbirleriyle geçinemiyecek duruma gelmiştir. Onun için cemiyetimizi kurtarmak istiyorsak fertleri yetiştireceğiz. Sadece maddi yönden, fizikle kimyayla vs. değil, fıkıhla, kelâmla, Kur’anı Kerim ilimlerini öğrencilere gençlere tedris ettirir, onları hem maddi hem manevi yönden yetiştirirsek ancak memleketimizi ve milletimizi kurtarabileceğiz.

Bazıları düşünüyor. Diyor ki; Fatih Sultan Mehmet, 21 yaşında İstanbul’u fethetmiş, Peygamberler zincirinin son halkasını teşkil eden Rasûlullah’ın hadisine mazhar olmuştur. Şimdi bir genç 21 yaşına geldiği zaman yüzünü yıkamasını bilmiyor. Neden bu? Evet, bu açık ve gerçek. Eteği kasığında olan kaldırım yosmaları elbette ki Fatihler doğuramıyacak. Fatihi doğuran ana öyle bir anaydı. Allah’ın Resulüne sahip bir anaydı. Öyleyse Fatih’leri, Hz. Hatice’leri, Hz. Fatıma’ları yetiştirmek zorundayız.

Milletimizin kurtuluşu için çare ararken, ya polis sayısını arttırmaya çalışıyoruz veya ordunun. Oysa herkesin cebine bir polis koymak mümkün değildir. Ama herkesin vicdanına bir Allah sevgisini, Peygamber sevgisini koyduğunuzda bu iş düzelecek. Allah’a inanan bir kimse bile bile tetik çekemiyecektir. İslam dininde bile bile bir insanı öldürmek haramdır. Haramdır, yapamaz. Öyleyse kişilere Allah ve Resulünü öğretmeliyiz, Allah ve Resulünü öğrettiğimizde bu iş bitecektir. Çok kolayı var bu işin, çok basit, öyleyse inşallah İHL.de yetişen gençlik bunları yapacaktır. Aklınıza birşey gelmesin, diğer gençler ne olacak diye. Onlara da Allah’ı öğreteceğimiz an gelecektir. Onlara Allah öğretilmiyor bugün..-.

Mustafa Kemal: “Muallimler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” demiştir. Bunu ne maksatla söylemiştir bilemem ama bugünkü muallimlerin yetiştirmiş olduğu nesilden memleketimize pek bir fayda ummuyoruz. Onun için ayırım yapmıyoruz. Diğer liselerde okuyan kardeşlerimize de dinini ilmihalini öğretmek zorundayız. Türkiye’mizin % 99’u Müslüman bilinmesine rağmen, bugün okullarda Din Dersi mecburi değildir. Sizin dilekçeniz olursa “Ben çocuğuma din dersi okutmak istiyorum” dersen din dersi okutuluyor. Müzik dersi, beden dersi mecbur, din dersi mecbur değil. Ders saati fazlalaştırılmıyor ve bunun için neticeye varılamıyor.

Evet kardeşlerim. Sözü uzatmaya gerek yok. Arife tarif gerekmez. Ben kısaca İHL.’nin istihdam durumunu da anlatayım. İmam Hatip Liseleri 7 senedir. 3 senesi ortokulu, 4 senesi Lise kısmıdır. Lise kısmını bitiren bir kişiye çift diploma verilir. İmam Hatip Diploması ve Lise diploması.. Öğrenci iyi çalışmışsa Üniversite imtihanına girer, kazanırsa istediği fakülteye girecektir. Bugün her kademede inanmış kişilere ihtiyaç vardır. Onun için İmam Hatip Liselerinden mezun olan kişi sadece İmam Hatip olmaz. Bunun adı İmam Hatiptir. Yani İHL. öğrencisi İmam ve Haltip olacak demek değildir. Yani okulun adı böyledir. Fakat sahası çok geniştir. İmam Hatip Lisesini bitiren kişi Hukuka, Edebiyata ve diğer fakültelere girer. O da olmazsa Yüksek İslam Enstitülerine müracaat eder. İmam Hatip Lisesi öğrencisi hiçbir yere giremezse namuslu, dürüst bir bakkal dürüst bir kasap olur, İmam Hatip Lisesi öğrencisi hiçbir yere giremezse annesine öf bile demez, saygılı ve sevgili olur.

Bütün Türkiye’deki gençlerin dairei İslama gireceğini, vicdanlarına din duygusunu aşılamak için bütün Türkiye’deki amirlerin bu işe el atacağına inanıyor, sadece İHL.’ne değil diğer okullara da manevi eğitimin verilmesini çok lüzumlu görüyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

İbrahim Beyin konuşmasından sonra takdimci öğretmen Avni Beyin sesi gürledi :

“Surda bir gedik açtık, mukaddes mi mukaddes. Ey kahpe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!”

Ardından Sinop Müftüsü Refik Akçalıoğlu söz almış ve şöyle demiştir: “Havanında şimşek çakmaya başladığını görüyorsunuz. Gerekli konuşmaları sizlere muhterem arkadaşlarımız ifade ettiler. Ben fazla bir şey konuşmak istemiyorum. Hepimizin bildiği üzere Mevlâmızın bize göndermiş olduğu son peygamber bizim Peygamberimizdir ve son kitap da Kur’anı Azimüşşandır. Bize düşen mevtamızın bu nurlu kaynaklarından bol bol istifade etmek ve toplum hayatımızda vücudumuzda yaşatmaktır. Bu ışığı nesillere intikal ettirmek zorundayız. İşte buraya bunun için toplanmış bulunuyoruz. İşte biz böyle manevi değerleri yüksek olan eserleri devam ettirerek ecdadımıza lâyık olmaya çalışırız. Ben sözü fazla uzatmıyayım. Temeli atılmakta olan bu eserin kısa zamanda yükselmesini Cenabı Hak’tan dilerim.” Bu arada Avni Bey yine konuşmalara renk kattı ve şöyle bir hadiseyi anlattı:

“Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsü yapılırken ilgili dernek yöneticileri teberru toplarlar. Büyük bir mağaza. Mağazanın önünde birkaç yüklü kamyon. Üç beş hamal yükleri indirmektedir. Dernek yöneticileri mağazayla girer. Mağaza sahibi telâşlıdır. İşiyle meşguldür. Ne istediklerini sorar ve biraz beklemelerini söyler. Nihayet dertlerini anlatır ilgililer. O kişi kasadan iki buçuk lira çıkararak verir. 1964 civarında… Dernek yöneticileri çok üzülürler, bu manzaraya. Parayı da almadan çıkarlar. Çıkarken hamallar onları görür. “Beyler hayrola niçin gelmiştiniz? Üzgün görünüyorsunuz, çokta beklemiştiniz” derler. Durum anlatılınca “Biraz daha bekler misiniz, çok beklediniz ama biraz daha bekler misiniz” derler hamallar. Beklerler. Yükler boşaltılır. Mağaza sahibinden ücretleri olan otuz lirayı alan hamallar gelirler ve “Buyurun bu da bizim yardımımız, çam sakızı çoban armağanı” derler. Paranın ücretin tamamını teberru ederler. Durum budur. Fazla söze hacet yok.”

Bundan sonra Sinop Valisi Necati Özen kapanış konuşmasını yapmak üzere kürsüye gelerek şöyle söze başladı :

“Muhterem din kardaşlarım, değerli arkadaşlarım ve saygıdeğer misafirler. Bugün burada İmam Hatip Okulunun temelini atmak için bulunuyoruz. Toplantı 10’da başlayacakmış. Sizi 10’dan beri beklettiğimiz için özür dilerim. Saat 10’da Sinop’ta atletizm müsabakası vardı. Daha önceden oraya gitmeyi kararlaştırdığımız için ve beklerlerse saat üçte gelebileceğimizi söylemiştik. Sağolsunlar cemaat da bizi beklemek nezaketine katlandı, onun için hepinize teşekkür ediyorum.

Şu topluluğa bakıyorum. Altısından seksenine kadar her yaştan vatandaş var. Hakikaten böyle birleşebilirsek, bütün vatandaşlar, önümüze hiçbir engel çıkamaz ve her engeli de biz yenmesini biliriz.

Bugün ilimsiz birşey olmuyor. Sadece ilim de yeterli mi? Değil. Maneviyat da lâzım, maneviyatsız da olmuyor. İşte İmam Hatip Okulu hem ilim hem maneviyatımızı, ayrıca bize dinimizi de öğretecek, milletimiz daha müreffeh ve mesut yaşayacaktır. Bugün, onun için buraya geldim. Bugün onun için bu mutlu günü yaşıyoruz.

Bununla Sinop’ta beşinci İmam Hatip Lisesi olacak ve hakikaten Türkiye’nin bilgili din adamlarına ihtiyaç var. Bizim dinimiz mütekâmil bir dindir. İmam Hatip Okulunun önemi büyüktür. İnşallah dinimizi bütün halkımıza tam olarak öğretebiliriz. Biz istiklâl harbini sadece topla tüfekle kazanmadık. Maneviyatla da kazandık.”

Töreni tertipleyenlere ve misafirlere tekrar teşekkür eden Vali, İHL. inşaatının tamamlanmasında hükümet olarak yardımcı olacaklarını vaadetmiş ve İHL. inşaatının millete hayırlı olmasını dilemiştir.

Kur’an Kursu öğrencisi Mustafa Akça kürsüye gelerek derneğin büyük maddi zorluklar içinde bulunduğunu anlatmış, 709 bin lira toplanmasına rağmen 790 bin liralık masraf yapıldığını belirtmiş, vatandaşlarımızın yardımlarını esirgememelerini istemiştir. Mustafa Akça’nın kısa bir Kur’an okumasını müteakip, Haşim Özcan dua yapmış, âmin sesleri ve tekbirlerle hep beraber temeli atılacak yere gelinmiştir.. Kurban kesilerek ilk temele harcı Vali Özen tarafından Besmeleyle atılmış, sonra sırayla vatandaşlarda birer kürek harç atmışlar, hayırlı ve uğurlu olmasını dilemişlerdir.

Temeli atılan Türkeli İmam Hatip lisesinin binası hayırsever vatandaşların hayırsever halkımızın omuzları üzerinde yükselecektir. Bu ilim ve irfan yuvasına yardımlarınızı bekliyoruz. Yardımları, gurbette olanlar, Ziraat Bankası Türkeli Şubesindeki hesaba yatırabilirler.

Not: Bu yazı banttan metin haline dönüştürülmüş haber yapılarak “Milli gazete” ve “Yenidevir” gazetelerine gönderilmiş, yayınlanmıştır. -Se-Si-Öz-

Önceki İçerikLübnan Yine Sahnede
Sonraki İçerikTürkeli ilçesi
SeSiÖz
Selim Sinan Öztürk. Ayancık doğumlu. İHO ve AÖF Önlisans mezunu. Okulda duvar gazetesi çıkarırken bazan isim olarak sesiöz yazardı, Necip Fazıl'dan esinlenerek. Sonradan bunu kişisel olarak hazırladığı site ismi olarak benimsedi. Ayancık'tan iyiye güzele yönelik haberler ve yazılar yazmaktı maksadı. Yazmak bazan ihtiyaç gibi oluyor. Böylece birşeyler ortaya çıkıyor işte...

Most Popular

Recent Comments